Borges Defteri:Edebiyat-Plastik Sanatlar-Sinema- Müzik Eksenlidir...



“Riya bıçağını gizle!..”// Poetic Mind




 Chuk Schuldiner Anısına...

Chuk Schuldiner, yaşasaydı şu  51.yaş gününü kutlayacaktı, ama olmadı, ölüm onu şiir ve de müzikten çok erken kopardı.  34 yıl gibi kısa yaşamının son yıllarını hastalıkla mücadele ederek geçirdi, sonunda notalara, şiire ve hayata veda etti.  Schuldiner’in  vedasından 17 yıl geçmesine rağmen hala dünyanın ilk en iyi 10 gitaristiler listesinde görünmesi onun ne denli büyük bir yetenek olduğunun işaretidir sadece.  Müzik grupları özellikle Rock tarihi belirli dönemlerde yeşeren yeteneklerin zeka parıltısından doğmuştur.  Heavy Metal sözcüğünü ilk kez 1968 yılında Steppenwolf  bir şiirinde kullandı, daha sonra “Born to be wild” adlı bu şiirini “Easy  Rider” filmine soundtrack olarak besteler ve o metinlerde geçen ‘Heavy Metal’ sözcükleri bir sound olarak günümüze kadar ulaşır, gelişir, serpilir, gruplar kurulur.
Chuk , Heavy Metal albümlerini ilk gençlik yıllarında dinler ve etkisi altında kalır. Bu dahi yetenek  1980 yılında müzik dünyasına adımını attı ve  elde ettiği çok az geliri yine müziğe, arkadaşlarının ihtiyaçlarını gidermek için harcar. Bir söyleşisinde: “İki köpeğime her gün yemek götürebileyim, geri kalan parayla gitar teli takımı alabileyim, daha fazlasını neden isteyim ki”, der.
Schuldiner, 1983 yılında kardeşi Frank’ı kaybettikten sonra “Dead Metal” grubunu kardeşinin anısına oluşturur. Edebiyat ve müziğe olan bağlılığı ona en güzel metinleri yazdırdı, insan bazen düşünmekten edemiyor, bunca kötülüğün kol gezdiği gezegenimizde ölüm adına çekilen kuralar nedense hep “iyiler” adına çıkar? İyiliğin ömrü uzun olsun isteriz ama onlara karşı işlenilen çirkeflikler ve de akıl yitimi davranışlar onları da çileden çıkartır, bu da acı bir gerçektir.
Bazı şeylerin niçin kötü gittiğini, bazı kişilerin neden arkadan işler çevirdiğini bilemezken, bazı kişiler de bizi destekledi.- Chuk Schuldiner”.  Yaşam hep böyle akıp gitmedi mi? Gösterişsiz ve de örtülü, el omuz verenler bir taraf, arsızca ve de hayasızca, hatta kendilerinden bile hicap duymayan haysiyet celladı çelme atanlar, alçaklık yapanlar, hançer saplayan zehirli otlar diğer taraf olmadılar mı? Protagoras: "İnsan her şeyin ölçüsüdür" diyeli binlerce yıl oldu, işte o ölçü! Seç tarafını "ey insan", öyle rüzgarın en şiddetli yerini aramana gerek yok, dön kendine bak, vicdanında açtığın dehşet çukura bak, daha dün o kan, kin, nefret ölçüsü 55 masum Filistinliyi yok etti, muazzam ve gururlu bir soğukkanlılıkla.   Schuldiner de çekti gitti, günahsız kulakları rahatsız etmeden üstelik, o her insanda aranan, arzulanan büyük nitelik, sahi  kim kalıcı ki bu köhne dünyada? Ama onun adı, çabası, şiiri, değerlerleri kalıcıdır, tıpkı diğer bütün iyi yapıtlara, işlere, sözlere, vicdanlara imza atanlar gibi, önemli olan da budur, ona “ilişenlerin”  bugün hangi çöplükte” olduğu bile bilinmez.
Kitleleri idare etmek için kelimeleri değiştirmek, birinin kendi güvensizliğini örtmek, bir ilacın beslediği gibi felç olmuş akılların hayal gücünü besler. Hipnotik bozulmaya uğramış liderlerin takipçileri, sadece kusur bulmak için yaşamlarını yaşarlar. Bireysel düşünce modelini yaratmak için resmi çizdiğimizde, görünmez çizgi nerededir? - Chuk Schuldiner”

Poetic Minde - Turkey

Ve bir şiirini Poetic Mind çeviri kolektifi olarak okura sunuyoruz, kopyalamak,  başka bir dergi, site, yer, mekanda kullanmak için hiçbir izine gerek yok, sadece emeğe saygı olarak kaynak gösterilsin yeter. / P.M Türkiye

Affetmek acı verir,
Bizim zamanımız,
büsbütün  bir düşünceyi;
bizi bir sözcüğe doğru zorlar
acılara direnmek,
belki birileri için.

Tamam demenin kolay yolu,
Bıçağını biraz daha derine batır,
Sözcükler çok açık, tavırlar karanlık
Riya bıçağını gizle!
Kelimeleri zorla, özgür ol
Yalnızlığında huzuru bulursun.
Affetmek acı verir
Biz başka bir günü kabul etmeyi seçiyoruz,
Yaşamdan başka bir parçayı atarak.

Birinci ve ikincisi sevgi dolu
Üçüncü ve dördüncüsü kördür,
ve bu daha yolun sonu değil, başlangıcıdır.
Sözcüklerin gücü hem kötü hem de iyidir.

Şiir:Chuk Schuldiner
Çev: Poetic Mind Turkey


İzler ve Fotoğraflar // Ahmet Kayıhan











Defter Sosyal Medya’dan Çekildi // Argos Ahıska





Borges Defteri 15 yılı geride bıraktı.  Elektronik ağ üzerinden
yayın yapan ilk edebiyat-sanat öbeklerinden sayılır.  Kalitesini
yazarları-okurları belirledi hep, defter okuru hiçbir okur kitlesine
benzemez, iki yönlü bir ciddiyet, disiplin ve onurlu bir duruş söz
konusudur her zaman. Ne yağmurlar ne fırtınalar ne de başka bir sinek vızıltısı onu durduramadı. Defterin okur-yazar çıtası,abartmadan, çok ama çok yüksek durdu hep. Edebiyat ortamımızın en saygın, üretken oluşumlarından olduğunu  hep okurları dile getirdi, bize sadece onların ve harcadıkları okuma zamanlarının değeri karşısında eğilmek düştü.
Defter “sosyal medya” da doğmadı. Dünya, yaşam, edebiyat, sanat’la bir derdi olanların uzun çabaları sonucu ve bir zorunlu ihtiyaçtan dolayı doğdu. 

Sahibi hiç olmadı, bir kolektif oluşum olarak sayısız çok değerli yazar-şair-sanatçıların ortak çabası, paydasıdır defter.
Bu ortamda bugüne kadar bir, evet tek bir kişi bile çıkıp falanca
yazar, şair defterin editörü, patronu, reisi, yönlendiricisidir
demedi, diyemez de çünkü öyle bir şey hiç olmadı, herkes, hepimiz, edebiyat için, paylaşım için, en iyisi nasıl yapılır, nasıl üretilir derdi, tasasında olduk, tek tek onlarca yazar-şairin derdi hep bu oldu, olacak,  okurun yüksek beklentisine yanıt aradık. Elele tutunduk ki ses çıka, sonuçta, şairin dediği gibi:
Ne mi kalıyor geriye, zamanın çoğu gidip azı kaldığında?”  İşte o
kalan zaman (ya da ömrümüz) hepimiz için simya değerinde, deftere emek, nefes, ömür veren ve bu dünyayı terk eden yazar-şair dostlarımızı düşünüyorum,  Ziya(Siyah), Leon, Ayvaşa (Ömer Serdar) Süha, Doğan, Özge bir an için ne gönlümden ne aklımdan (hiçbirimizin) çıkmadılar.  Kendi derin acı ve kaybımı                      (yaşamımdaki o büyük kırılmayı), Özge’nin ve Ziya’nın intiharıyla büsbütün unuttum, diğer dostların gidişi tuz biber oldu. Aramızda ufak tefek itişsek, tartışsak da aynı yolun yolcuları olduğumuzu ve de edebiyatçının, sanatçının  kendilerinden başka dostları olmadığını biliyorduk.  O tertemiz  insanlar ürettiler, paylaştılar ve sessizce çekip gittiler.
Ve dünya dönüyor(muş) hala. Dünyayı ve yaşamı ne onun hakkında teorik bir şekilde düşünerek anlayabiliriz, ne de onu objektif olarak
bilmemiz mümkündür. Aksine, dünyamızı, hayatımızı şeylerin, olayların, varoluşların ortasında  olarak, onlarla beraber , onlarla uğraşarak anlayabiliriz. Edebiyat, sanat bir araçtır, dünya ile haşır-neşir olmaklığımız, yani dünya ile, yaşamla  kurduğumuz ilişkinin kendisidir.
Defterin “sosyla medya” ya girişi 2010-2011 yılına dayanır,
ondan öncesinde hiçbir sosyal medya noktasında yoktuk, sevgili
Sur’un ısrarıyla bir “duyuru” noktası olarak düşünüldü,
gerçekleştirildi. Sağolsun tek başına çabaladı durdu, sonra defter
yazarlarından yardım almaya başladı, ben de dahil oldum. Özellikle
Facebook hesabıyla ilgili birkaç arkadaşımızın emeği asla unutulmaz, birçok  iyi okura tanıtıldı defter, edebiyat-sanat ve kültürel paylaşımlar öncelikli sayıldı. Ama zaman zarfında, birkaç yıl sonra Facebook’la yıldızımız bir türlü barışmadı, önce defterin adına çöreklendi, gasp etti, sonra, en son numarası defter bağımsız sayfasını, sorgusuz sualsiz kapattı,tek satırla “ticari faaliyet” zırvası ve de ağır parasal ödeme talepleri. Kişisel çaba bir yere kadar, sen eğer orada varoluş sebebimizi ortadan kaldırırsan orada durmanın bir anlamı kalmıyor, ki uzun zaman defterin eski kendi adıyla olan hesabını zar zor ayakta tutmaya çabaladık bir iki özverili dostla. Sosyal Medya kavramı hakkında herkesin bir görüşü var, ama bana kalırsa bir reklam panosudur artık, kainat sizleri ego patlamalarından korusun. Diyaloglar, yazışmalar “Hey Moruk nassssıın?” seviyesine indi, çoluk çocuk, yeni yetme cahilden geçilmiyor, maskeli, maskesiz şenliğin en belalısı, en arıza yeri oldu çıktı. Kinaye, laf geçirme, kin ve nefret kusma, vur kaç, anlayış ve ahlak çöküşü, raydan çıkmış vagon misali kimin üzerine gelirse artık. Sahneyi kuran kurmuş işte, net ağının taşra istasyonu. Trump gibi eblehlerin dünyayı nasıl cehenneme çeviririm diye öfke bildirim arenası.  Buralardan bir numara çıkmaz artık.Hakkı bakidir, müthiş güzel insanlar da tanıdım o ortamlarda. O işler hala (ağır aksak da olsa ) yürüyorsa o güzel insanların yüzü suyu hürmetinedir inanın, yoksa o çatı çoktan büyük gürültüyle çökmüştü.
Geçen günlerde Facebook’un kurucusu Zuckerberg bir açıklama yaptı ve dedi ki: “Facebook’a  girişte son saptamalarımıza göre 50 Milyon saatlik bir süre düşüşü var”. 50 Milyon saat! Bu nasıl bir rakam böyle? 50 Milyon saatim olsun, gider Babil Kütüphanesinin, New York kütüphanesinin tozunu attırır, üstüne bir 30 milyon kitap daha okurum.
Zuckerberg aslında bir “ölümün” haberini veriyor, bu yönelim bütün benzeri mecralar için (ki twitter de içersinde)  geçerli kanımca.
Adamlar kullanıcılarının en mahrem bilgilerini uluorta diledikleri
“yere” satıyor, sonra Senato’ya çıkıp  pis pis sırıtıyor, sadece gülüyor ve de milyonlarca kullanıcıyla dalgasını geçiyor. Çünkü o bilgi ve yazılım donanımı sadece onlarda var, sıradan vatandaş(hepimiz) onların oyuncağıyız. İnsanları her şeyden soğuttular, garip kişilikler, sahte suretler, ergen ruhlu
yığınlar, önüne gelene laf sokan, iftira atanlar da bu buz kitlesine
dahiller,(11 genç kızın uçak kazasında yaşamlarını yitirmeleri ve
ardından twitter çöplüğünde boş gezen  horozlar-tavukların gaga
sesleri, çirkin yaftaları). Şairin sözüdür der ki: “Sıkıldım.
Sıkıyor beni bu zamansızlık”, keşke insanı sadece zamansızlık sıksa. Evet,ben de çok sıkıldım bu tuhaf ortamlardan, insanlardan, garabetlerden, sussan olmuyor, konuşsan?
İşte tam konuşacaksın, şimdilik eksik bırakıyorum, ama şimdilik. Facebook 50 milyon kullanıcısın (siz bunu x10’a çarpın) bütün bilgilerini, özel fotolarını, ilişkilerini, bütün şeceresini, ruh hali dahil, belli ajanslarla(sahiden kimlerle, nerelerle?) paylaşıyor ortalık güllük gülistanlık, hiçbir şey olmamış sanki herkes devam ediyor! İşin cılkı, ayarı çok fazla bozuldu. Yarın öbür gün bu bilgiler, görseller, kullanıcıların kişisel tercihlerini tutup başka çıkarlar, hokkabazlıkları için kullansalar sorumluluğu kime aittir?  Daha önce yapılmadı mı? Tekrarlanmaması için kime güveneceğiz? Uluslar arası hukuk bir işlem yaptı mı? Yapılabildi mi? Hayır. Sadece facebook hesaplarını kapatanlar oldular. Tercih! 

Bu ülkede 3 Aylık bebeğe tecavüz ediliyor, mahkemeye çıkarılıyor, serbest bırakılıyor, yani pislikler  elini kolunu
sallıyarak dil çıkarıyorlar topluma, hukuk çökmüş. Yasa çıkartıyorlar 12 yaş sınırı getiriyorlar kriminal olaylardaki hukuki bakışa, 13-14 yaşında olsa bir çocuk ne yapmalı, kendini nasıl savunmalı? "Hayır o erişkindir dilediğini yapar" diyor yasa, böyle rezillik mi olur?  Ortam çürümüş, dehşet sesi bizi insan olma durumundan usandırdı, utandırdı. Velhasıl, ben bu ortamdan, sanalından da gerçeğinden tiksindim arkadaş, üzerlerine kusmak istiyorum, sonra
da susmak istiyorum.  Bugüne kadar öylesine yaz geç, vur kaç
ortamlarında benim tanıdıklarımdan kimse olmadı.  Dostumun bir sohbet sırasında uzun zaman önce söylediğine geldi dayandı devran: Bir Radyo, İkincisi Kitap, Üçüncüsü yol-yolculuk; bunlar hep kalıcıdır, yenilikleri eksilmez”. Olduğu gibi katılıyorum.
Bir kesim yazar, şair, sanatçı yerden göğe kadar haklılar, sosyal medya çöplüğünden  uzak durmaları aslında bir yaşam okuma biçimidir, işin şirazeden çıktığının, hafifmeşrepliğin havada uçuştuğunun farkındalar. Çok kıymetli, bildiğimiz tanıdığımız, büyük saygı duyduğumuz dostlarımız ve bir kısım yazar, çizeri bu yönelimin dışında tutuyorum elbet, onlar zaten ne yapmak istediklerini biliyorlar, nerede yazdıkları önemli değil ne yazdıkları önemli ve bir tercih yapmışlar sadece, ya da bir yalana fazlasıyla inanmışlar (kendim de o “ iyi niyet” yalanına inanlardandım, acı ama gerçek ne yazık),  ama eminim ki onlar da aynı şeyi düşünüyorlar artık, bu laçka ortam herkesi çok yordu, gereğinden fazla gerdi. 
Gök boş. Nereye bağlasam atımı? Sessizlikti benim kalabalığım.’


Alain’in sıkı sözüdür: “Yakacağı çok olanlar için yazdığım bilinsin isterim”Buradaki “bilinsin isterimi” alıyorum ve twitter , facebook vs..denilen yerden hiç tanımadıkları, karşılaşmadıkları, dostluk ve ya husumetlerinin olmadığı  insanlar hakkında laf geçirenlere, atıp tutanlara, akıl hizasını zorlayanlara (ki sayıları o kadar çok ki) havale ediyorum, bu durumlara tanıklık etmek, görmek, okumak insanı çok ama çok üzüyor, hüzünlendiriyor, yapacak bir şey de yok. Edebiyat, dostluk, dayanışma bu değildir.  Hukuk desen suyunun suyu çıkmış, bir savcı arkadaşımla dertleşiyorduk(hala görevde lise yıllarından arkadaşım): 

“hepimiz aklımızı yiyeceğiz artık, adamın eşi facebook üyesi, başka birisi adamın eşinin göndersine “like” atmış diye kavga çıkmış, üç yaralı”, dediğinde beynimin noronları yandı resmen.
Ülkenin hali bu, ne yapabilirsin?  Geriye kalan tek şey vicdan olmalı, belki bir derde derman olur. Kadın otomatik silahı alıyor ve Youtube binasını, çalışanlarını sırf bir gönderisinden ticari kaygılarla sorun yaşatıldığı için tarıyor, masum insanlar ölüyor.  Nasıl baş belası bir çağ oldu böyle? Nietzsche aklıma geliyor, “Yeryüzünde
danseden bir yıldız getirmek için, insanın içinde karmaşa barındırması 
gerekir”, iyi de azizim Nietzsche, bu kadar karmaşa biraz sıkar. Örneğin ben, çok sıkıldım, diğer dostlarımızı bilemem ama yaşamımdaki tek pişmanlığım Sur’un ricasını kırmayarak sosyal medya denilen boş gezenler kıraathanesindeki zamanıma yanıyorum. Yanıyorum arkadaş…bu kadar iyinin ve kötünün bir arada olması her aklı başındaki insanı tökezletir, zaman katili dehlizlere gömer. 

Böyle bir ortamda ruhun temel istemi, sözü anlaşılır mı?
Sanmam. Halkın "ruh" dediği buyurucu şey, kendi içinde, çevresinde efendi olmak, kendini efendi duymak ister: Çokluktan basitliğe bir istemi vardır; birleştiren, evcilleştiren, egemenlik arayan ve egemen olana yaraşır bir istem, gereksinmeleri ve yetenekleri, fizyologun yaşayan, büyüyen, çoğalan her şey için ileri sürdüklerinin aynısıdır.
Tanıdığım, bir üniversitede görevli felsefe hocası, twitter de kısa (felsefi?) paylaşımlar da bulunuyordu, bilmiyorum hala orada mı? Çünkü artık hiç ama hiç ilgilenmiyorum o yer ve de  kişilerle, yazdıklarıyla.  “Anlaşılmak” gibi bir derdi var belli ki, ama dostumun bir noktadan hiç haberi yok, felsfenn (ve de edebiyatın) yeri twitter-facebook değil! Evet, bazen anlaşılmamak ruhu büzer, ama dayanacaksın, çünkü seçim senin seçimin.

'Bir felsefeci: Bir insan, belirli, olağanüstü şeyleri yaşayan, gören, işiten kuşkuyla karşılayan,  uman düşleyen; kendi düşüncelerini, kah dışarıdan, kah üstten, kah alttan, kendine özgü 
olayları, yıldırım çarpmalarıymış gibi karşılayan'dır sevgli hocam, seni orada ilk kez gördüğümde zaten  kendi viranem üzerine yıklımıştım. Felsefe ve Twitter! -"Hoşlanıyorum oradan".  Senin bu tavrın bana Hobbes'i ve o veciz sözünü anımsatıyor, bana kızma hakkın saklıdır: “Gülme, her düşünen kafanın yenmeye çalışması
gerekli, insan doğasının kötü bir zayıflığıdır."  



İnsan, çok yanlı yalancı, yapay ve kapalı kutu hayvan, diğer hayvanlara karşı pek kuvvetiyle değil de, hile ve kurnazlığıyla korkutucu olan, temiz bir vicdan icat etmiştir, ruhunun  basitliğinin tadına varmak için; tüm ahlak uzun, korkusuz bir sahtekarlıktır, ruha bakışın keyfini tek olanaklı kılan. Bu açıdan “sanat” ve "edebiyat" kavramında, limanında genellikle inanılandan daha çok şey bulunur, oraya sığınacağız, bizim tek yerimiz yurdumuz orasıdır.

Şimdi:
Alınan karar neticesinde defter tüm sosyal medya öbeklerinden çekildi, zaten uzun zamandan beri facebook sayfamız kapalı. Instagram’da hiçbir etkinliğimiz, paylaşımımız olmadı, olmayacak. Twitter hesabımız da iki kez saldırıya uğradı ve askıya alındı, ağır ve de o öbeğe zaman, enerji  akıtacak, harcayacak  “vakti bol” arkadaşımız yok artık (ben dahil), onun için defter adına hiçbir yerde hiçbir şekilde kimse yok, olmayacak.
Bağımsız kişisel sayfalar defteri temsil etmiyor.  Geride kalan ne
varsa kitap-dergi yayıncısı kültür portallarına, dostlara emanettir
onlar her zamanki gibi ne yapacaklarını hepimizden daha iyi bilirler. Hiç değilse kitaplarını, dergilerini karşılıksız tanıtırlar, oralardaki yadigarları korurlar, ki eminiz öyle olacak.Defter yine yazarın, yine şairin, yayıncının can siperane dostudur, bu karar için olumlu yaklaşan herkes bizdendir, sizdendir.


 Borges Defteri olarak bütün sosyal medyadaki dostlara hoşçakalın diyerek, huzur, sağlık sizinle ve  tüm sevdiklerinizle olsun diyoruz, diyorum. Bir kusur ya da sürçi lisanımız, ola ki farkında olmadan bir  ağır söz  dilimizden dudağımızdan çıktıysa affola.  

Kararı duyurmak bana düştü,
Dostlar sağ olsunlar.

Matbu kıymeti ve değeri olan burası-defter- kalıcıdır, 
düşünüz bol olsun,

A.Ahıska


Independent Literature Journal (Portal) from Turkey

***


    Site Arşivi

Link:

  • FELSEFE NOTLARI
  • Image and video hosting by TinyPic
    Felsefe Notları; Akşamın sisiyle şafağın ışınları arasındaki ses. Herkes için, Kimse için !

    ***


    P.E.N/TURKEY
    Image and video hosting by TinyPic

    ***


    Enis Batur
    Image and video hosting by TinyPic
    "Benim burada durduğuma bakmayın genç yoldaşım: Burada değilim ben artık, gövdem çürümeye şimdiden başladı, ruhum uçtu ve adresini bilmediğim bir dala kondu..."-E.B

    ***


    S U F İ
    Image and video hosting by TinyPic
    ne sanıyoruz şu ömür denilen kısa sihri? 'o süzülmüş', seçilmiş aşk cevheri var ya, işte ölümsüz olarak kalacak olan ancak odur!

    ***


    TELGRAFHANE,SANAT
    Image and video hosting by TinyPic
    Sanat ve Edebiyat

    ***


    NURAT GÜLSOY
    Image and video hosting by TinyPic
    MURAT GÜLSOY | 602. Gece [Kendini Fark Eden Hikâye]

    ***


    Hakan İşcen
    ORNEK6 M
    "bir sabah/ ne ben, ne siyah/ göreceksin onu Alef’in aynalarında/ tefsîrsiz rüyana uyandığında..."

    ***


    ÜÇ RENK
    3 renk
    Üç Renk: renkler, düşler, farklı bir deneyim ve üretim!..

    ***


    CYBERZENARCHY
    Image and video hosting by TinyPic
    "Gerçek olduğuna inandığın şeyle beslenmen! O neredeyse ve ne zamansa, senin de orada olmaklığın..." -Şenol Erdoğan

    ***


    SubCulturia
    Image and video hosting by TinyPic
    SubCulturia:"New Media Theory Group" Projesini destekler..."

    ***


    Oğuz Atay/Arşiv
    logo
    Oğuz Atay / Arşiv

    ***


    Şair Çalışıyor/dergi arşivi
    Image and video hosting by TinyPic
    Şair Çalışıyor/Dergi Arşivi

    ***


    Şiir Penceresi
    Image and video hosting by TinyPic
    "Bir başka bakmak için..."

    ***


    Bachibouzouck/net edebiyat dergi arşivi
    Image and video hosting by TinyPic
    Bachibouzouck/net edebiyat dergi arşivi

    ***


    Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic