Borges Defteri:Edebiyat-Plastik Sanatlar-Sinema- Müzik Eksenlidir...



Bir şiir yanmakta olan bir şehirdir...// Bukowski. Çev. Barbee




ŞU ŞEYLER

Desteklediğimiz şeylerin çoğuyla hiç bir
İlgimiz yok, onlarla olan ilişkimiz
Sıkıntıdan veya korkudan veya paradan
Veya fazla zekadan dolayı olmuştur,
dairemiz ve mumumuzun ışığı o kadar
küçük ki, tahammül edemiyoruz
Fakirle kabarıp Merkez’i kaybediyoruz:
Fitilsiz kabarıp, bir zamanlar bilgelik
demek olan bazı isimleri görüyoruz
bunlar artık hayalet kasabalarına
giden yolları gösteren tabelalar gibi,
tek gerçek olan mezarları.           

ÖLÜMÜN KÜLLERİNİN TADINI ALIYORUM

Ağaç çiçekleri titrer,
Kol ağzımdan aşağı
Birden su boşanır,
Ani bir su serin ve temiz,
Aynen kar gibi,
Dibine kadar keskin,
Kılıçlar gibi
Göğsüme yaslanır durur
tatlı vahşi
kayalar
zıplar gelirler
ve
bizi içeri kilitlerler.

CHARLES BUKOWSKİ
ÇEV. Barbee

Şiir mi? Yanıtını Buko versin:

Bir şiir caddelerle ve lağımlarla
azizlerle , kahramanlarla, dilencilerle, delilerle
dolu bir şehir gibidir,
basma kalıp sözlerle ve içkiyle, yağmurla ve şimşekle
ve kuraklık mevsimleriyle doludur,
şiir savaştaki şehirdir,
bir şiir, saati “niye” diye sorgulayan bir şehirdir,
bir şiir yanmakta olan bir şehirdir,
bir şiir silahlar altındaki bir şehirdir.” / Bukowski. Çev. Barbee.




E * MAG / V(+1)


"CİNNETİMİ ORGANİZE EDEMEZSEM,  CİNNETİM BENİ BOĞAR"

"Doğu’nun bilgisine yönelecek araçlarımı­zın sınırlılığı, Doğu’nun bilgisinin bize ulaşımına, iletişimine ilişkin sınırlılıklar belirleyici olmasa, belki o tarafa doğru yönelmemiz da­ha da hızlanabilir zaten..." 
Enis Batur.

DEFTER  / E*MAG 
ISSU LİNK: 
E*MAG / V(+1)

Link:


YERYÜZÜNÜN RUHU // Borges Defteri




Kızılderili Edebiyatı  (I. Bölüm)


Zaman tünelinde değişik Kızılderili kabilesinden geriye kalan sözlü kültür enginliği.
Araştırma, derleme : Borges Defteri

-“ Belki de size göre  vahşi olduğumdan anlamıyorum.”
-“Sesler, kulaklara ihanettir, yaşamda ne var ki insanoğlu   bir gece kuşunun  yalnızlık haykırışını  ya da suda süzülen ördeklerin sesini duymaz.”
-“Hava bizler için paha biçilmezdir, tüm canlılarla ortağız ona. Ağaç, hayvan, insan, hepimiz havayı soluyoruz.”
-“ Beyaz adam sanki  havayı solduğumuzun farkında değil, bir cesedin kokusu burnunu sarmış ki hakikati kavrayamıyor .”
-“Toprak bizim için kutsaldır, size satamayız. Hiç aklınızdan çıkarmayın yaşamımızı sarmalayan hava  ortak değerimizdir.  O ilk rüzgarla atalarımıza sunulan yaşamı unutmayın, o rüzgar ki onların son çığlığını da aldı götürdü.”
-“Zorla alıkoyduğunuz topraklarımızı kutsal sayın, ayrı tutunuz. Beyaz adam oraya gittiğinde rüzgarla beraber  hoş rayihaları solusun.”
-“Ben vahşiyim! Elden ne gelir ki başka bir şey olamıyorum.” (Bu Kızılderili çıkışında inanılmaz bir istihza var, adeta beton yığını uygarlığı yerle bir ediyor-b.d)
-“Sizler için demir raylar, sahip olduğumuz Atlar’dan çok önemlidir, bu algınız bizim için anlamsızdır, çünkü yaşadığımız sürece At’ın rüzgarda dalgalanan vahşi yelesi bizim için kutsaldır.”
-“ İnsanlık, diğer tüm canlılarla  beraber anlam kazanır, bu halkanın eksilmesi İnsanı yalnızlık ve kedere sevk eder, yokluğunu hazırlar.”

*     *    *

Tarih koridorunda büyük toplu kıyımlara, zorunlu ve acıklı sürgünlere maruz kalan bütün Kızılderili Kabilelerini anarak…

Amerikalı şair N.Byrne Kızılderililere ithafen yazdığı şiirinde  şöyle der:
“Şoktan  sonra artmış şiddet olayları;
Üzüldüğün için üzgünüm, bolca özür dilerim.
Genişletilmiş endişe,
Acı veren ne varsa yok etmek gerek;
Kendini kazandın ya, bunu asla unutmayacağım ..”/ N.B (çev.defter)

Yeryüzü ağıtları birleşse bile ne acılara ne de masum insanların yaşamına, tarihlerine, topraklarına, varoluşlarına karşı girişilenleri hafifletemez, Şair yüreğidir, o bütün acılara, sevinçlere, hüzünlere tanık yürek, yazacak elbet, bir Şairin özür dilemesi kadar doğal bir şey olamaz. Gerçek(doğru) ve güzel olan ne varsa şair yüreklerde saklı…


 Borges Defteri



Granada İçin On İki Kandil // Adonis - Çev. Samet Köse



Adonis
Granada İçin On İki Kandil

1

Yeryüzü ve gökyüzünde bir ev
burası, Akdeniz ile Sierra Nevada
arası.
Dağlar kıyılar dalgalar
el sıkışıyorlar dostça,
deniz kıyıyı ve ağacın tepelerini
yansıtıyor tersinden.

İşte Gomerez kapısı,
El-Hamra’ya çıkan şairlerin
hayallerini görüyorum:
Hugo, Gongora, Jimenez, Rilke, Lorca
Armando Palacio Waldes’i işitiyorum:
“Kaç kez istemişimdir Granada çağında
doğmuş olmayı”.

Bu mekan tarihin yankılarına dar geliyor.
Bu toprağın ruhuna dar geliyor tarih.
Yalnızca bir şair doğru soruları sorabilir,
anlayabilir mersinlerin havalı dilinden,
kalçalarından tadabilir anlamın şarabını.

2

İşte El-Hamra kapılarını göğe açıyor
her öğle sonu çocuklarını kucaklıyor.
Dua için açılmış elin ruhuna benziyor bu
diğer elde kan ve yaralar.

İşte çıplak ayaklı El Darro nehri:
tek süsü ise bir halhal.

Güneşin çevresini tutmuş duvarlar,
işte, gün ışığı ve renklerin duvarlarda örtüsü.
Gizemli heveslere dalar,
kaygılarımdan arınırım.
Yaratılışın Adem’i olurum
El-Hamra ise uygarlığın Havva’sı.

Düş görür düş görürüm
düş görmezsem bir hiçim
gecenin açlarına yiyecek.

Adonis
Arapça aslından çeviri: Samet Köse

*****************************

Not: (Defter'de yayınlanan şiirler-yazılar-öyküler telifsizdir, yayınlanacak başka dergi veya edebiyat öbeklerinde sadece yazarın-şarin adı ve "Borges Defteri'nden alıntılandı" ibaresi yeterlidir, iznimiz dışında ve de kaynak verilmeksizin bu işe tevessül edenleri vicdanlarına havale ediyoruz...)



C.G. JUNG'dan J.JOYCE'a giden mektup, aldığı yanıt // NONA




Ağustos 1932  / (Küsnacht –Zürih, See Sok. 228)

Sayın Bayım,
Ulysses’iniz dünyanın karşısına  sıkıntılı bir sorun çıkardı, ruhbilim sorunu.   Bir uzman olarak ruhbilim alanında  bana başvuruyorlar.  Ulysses, benim için  son derece çetin  bir ceviz oldu.  Zihnimi alışık olmadık çabalarlarla zorlamakla kalmadı, aynı süreçte epey garip  girdi çıktılara soktu.(Bir bilim adamının açısından).
Bir bütün olarak kitabınızın başıma açmadığı bela kalmadı: daha havasına girmek için bile üç yıl süresince  (kendi kendime)  didindim durdum onunla.  Ama yine de size ve büyük yapıtınız için teşekkür ediyorum.  Zira çok şey öğrendim ondan.  Tahmin ediyorum (kitabın) tadına varıp varmadığım konusunda hiçbir zaman emin olamayacağım, çünkü beyin hücrelerimi ve de sinirlerimi çok hırpaladı. Ulysses için yazdıklarım  hoşunuza gidecek mi? Emin değilim.  Çünkü dünyaya , bu kitabın canımı nasıl sıktığını , beni nasıl homurdandırıp durduğunu, bana nasıl bela okuttuğunu ve nasıl hayran bıraktığını söylemezlik edemem.
(EKTE) Size küçük bir çalışmamı sunuyorum.
Ulysses’inizin  labirentinde yolunu yitirmiş ve sadece talihin yaver gitmesi sonucu onun içinden çıkıp kurtulabilmiş tam bir yabancının eğlendirici bir çabası olarak.
Hiç değilse, Ulysses’in sözümona dengeli bir ruhbilimciye neler yaptığını göreceksiniz yazımda.
Derin takdirlerime. Sayın Bayım.
Sizin,

C.G. JUNG

*      *      *

C.G. Jung’un detaylı mektubuna Jamas Joyce’ın verdiği yanıt ise tek sözcükten ibarettir: “Niedrigerhaengen”. Yani: “ daha aşağıya indir”.
Defter’de A. Ahıska’nın yazısında “Ufala da civcivler yesin” olarak aktarılmıştır, doğru bir tanımdır kanımca, çünkü Türkçe de  bu gibi indirgemeci, devalu edici karşılığın tam yanıtı “daha aşağıya indir” ibaresi değil, “ufala da civcivler yesin” dir.  Joyce’ın alaylı  yanıtı 22 Ekim 1932 de  dostu George Goyret’e yazdığı mektubunda geçer, Jung’ı direkt muhatap almaz:
 
Jung’un Ulysses için yazdığı yazıyı ve bana htaben yazdığı mektubu gördün mü? Tek bir kez Ulysses’i başından sonuna  gülümsemeden okumuşa benziyor. Bay Jung, daha aşağıya indir diyeceğim."

Çeviri ve notlar: NONA





"Gerçek" / Philip K. Dick




“Bazen işi deliliğie vurmak gerekiyor,
 Sırf “gerçeğin”,”gerçek olanın”  moralini bozmak için!”


 Philip K. Dick/ çev.Poetic Mind


TANKALAR / J.L BORGES / Çev. Ulus Fatih


TANKALAR


I
Altın renkli ay ışığı
dorukları ve bahçeleri aydınlatırken

Mücevher ağzını
dudakların kıskacıyla

gölgelere boğuyorum ben.


II
Çınlıyor alacakaranlık
bir kuşun ötüşüyle

ölüp gidiyor sessizlik
sen adımlarken bahçeyi.

Öyle özlüyorum ki bazı şeyleri


III
Fosilleşmiş kâse,
kılıç
bir zamanlar onu tutan
bambaşka eller.

Bulvarlarda solup giden ayışığı-

Söyle bana,
bütün bunlar yetmez miydi?


IV
Ayın altında yüzen
altın kaplan, gölgesi,
çekici, ürkütücü pençe.

Yavaşça tan ağarıyor

nasıl da solup gidiyor
insanlığın değerleri


V
Üzünçlerle dolu yağmur
gözyaşları gibi düşüyor

acıklı dünyanın üzerine

bu elemlerin içinde olmak
insanlığın, düşlerin, sabahların.


VI
Aşağılık savaşta
düşenler benim değil
soyun öbür bireyleriydi

kahreden gecede,
kimdi onlar

heceleyip saymak şimdi,
solgun adları.


J.L BORGES
ÇEV. ULUS FATİH


Söz.../ Miguel de Unamnuo



Söz denilen toplumsal ürün
  Yalan için yaratıldı.
” / UNAMNUO-Sis

  [ 
Miguel de Unamnuo’un 1914 yılındaki saptamasıdır. Öncesi var! ] 


Dominique Fortin’in dünyası…



Dominique Fortin; Kanada’lı  (Montreal doğumlu) sanatçı.  
Kendi deyimiyle "İyimser perspektifler, enfes estetik" anlayışını benimsemiş.  Yaşamı sürekli olarak yeniden tanımlanması ideallerinden esinlenmiştir. Çocukluk evresi temalarına odaklanmaya devam ediyor ve bu "cennet kaybı" nın kendi çocuklarında nasıl tekrar ortaya çıktığıyla ilgileniyor. Sembolizm, Fortin'in eserlerinin önemli bir bileşeni olmaya devam ediyor. Kuşlar ve kelebekler, metamorfoz semboller  hayatın döngüsel doğası olarak yapıtlarında yer edinir.  Fortin, insan ve doğa arasındaki karşılıklılık üzerine sürekli odaklanmıştır. Fortin benzersiz bir sanatsal dili bulmuştur. Metin ekleme ve yaldızlama, görüntü, fotoğraf aktarımı ve kumaş gibi çeşitli teknikler eklenerek, her bir çalışma çoklu yorumlama için görsel açıdan zengin. Bu teknikler ve kavramlar, Fortin'in iyimser, romantik ideallerini yansıtan değil, sanat eseri ile sembolik olarak konuşmasına izin veren parçalar yaratmasına olanak tanır. Defter okurları için küçük derleme hazırladık.


Defter







*       *       *


Sosyalist Kafka // Sufi.



Sosyalist Kafka
Sonsuzluğa sığmayan düşünceleriyle…
(Ziya Alpay Anısına…) / Sufi.

Franz Kafka, Gustav Janouch'a (Kafka İle Söyleşiler) bir dileğini aktarır, tekrar okuduğumda dikkatimi çeken bir konu. Kafka, Janouch'a der ki: "Keşke Maxim Gorky, Lenin'le olan anılarını da kaleme alsa, tıpkı Tolstoy'la yaşadığı o güzel anıları yazdığı gibi". Kafka, Gorky hakkında konuşurken "onun kalemi sanki teninden bir parçadır" ibaresiyle vurgu yapardı. Sonra döndüm kendi ergenlik yıllarımı anımsadım. Gorky'den bir öykü geldi aklıma, adı "Görüşme". Yıllar sonra öğrendim ki o öykü aslında Gorky-Lenin görüşmesinin örtülü anlatımıdır. Demek ki Kafka o öyküyü (öyle tahmin ediyorum) okumamıştı. Ama tek bir tarih hiç aklımdan çıkmaz:1924! Lenin ve Kafka o yıl vefat ettiler. 
Kafka’nın erken yaşlarda sosyalist akımlara ilgi duyması. Prag’ ın sol cenahlarıyla çekişmeli tartışmaları, uzun Cafe sohbetleri,  hatta  Kafka’nın bir yazısı var: “Mülkiyetten yoksun işçi sınıfı” ve diğer yazı-mektuplarında onun içinde bulunduğu tefekkür dünyasının şifrelerini fazlasıyla açığa çıkarıyor. Kısa ömrünü edebiyat için adayan bir yazarı, Kafka’yı ne kadar tanıyor, biliyoruz ki? Sıfır. Sıfır diyorum, çünkü böyle bir Kafka’nın varlığından çoğu ciddi yazar ve politik çevrelerin bile haberi yok. Lenin anılarını okumak için yanıp tutuşan bir Kafka var karışımızda ama öte yandan örneğin Y.Küçük’ün onun hakkında verdiği isabetsiz , talihsiz devalue edici çok da nahoş “fetvası”  var, ya diğer bir iki sözde edebiyat eleştirmeninin Kafka veya Dostoyevski hakkındaki “atıp tutmalarına” ne demeli?  Ki bu maskaralıklar bize özge yavanlıklar, işi bilmemezliktir, bu tür safsataları başka bir ülke de görmemiz, okumamız olası değil. Sözde Sol kültür  ve dil aracıyla Kafka’yı eleştirirler,  oysa Kafka’nın Sosyalizm düşüncesiyle olan içli dışlı dünyası hakkında bir şey bilmezler,  kuru gürültü, kuram  yoksunu zihinler, çünkü ciddi bir araştırma süzgecinden geçmez üfürülen herze kelamları. Kafka’nın yapıtları bir politik doktrin metni değil,  bazıları (adını verdiğimiz makale gibi) öyle olsa bile. Kafka discourse yaratmadı ki. Roman kişilikleri ve içinde bulundukları koşulları öne sürdü.  Tüm yapıtlarında duygu, tavır, düşünce ve ruhsal fırtınaları tek tek sıraladı. Bir roman daha ne yapabilir ki? Kafka’nın güç ve iktidar kavramı karşısında tüm sinir uçları teyakkuz halindeydi ömrü boyunca.  Onun iç dünyasına girişin de kendine göre yolu yordam var, öyle ezber düşüncelerle yapamazsınız.
L.Goldman’ın güzel bir ibaresi var: “ Edebiyatın sembolik dünyası, ideolojik söylemlere indirgenemez. Edebi yapıt, politik ve felsefi doktrinlerden veya sadece soyut kavramlardan ibaret değil.  Nesne ve hikayelerle dolu bir hayal evreni keşfidir”.
Kafka’nın çocukluk arkadaşı Hugo Bergman , Kafka’nın dilini yakasındaki görünmez  kızıl karanfile benzetir ve dostluklarının sekteye uğramasını Kafka’nın Sosyalist düşünceye eğilim göstermesinden  sonraki döneme bağlar, kendisini katı bir Musevi olarak görür Bergman ve ilave eder: “Bir katı Yehudi(kendisi) ile Sosyalist Kafka arasındaki düşünce ihtilafı”.
Bu bir tarihi gerçektir ki Kafka kendini Ekim (1917) devrimine çok yakın hissediyordu.  Milena’ya yazdığı mektuplarda  Bolşevizm hakkında yazarken “tenime, ruhuna, kanıma çok ağır bir etkisi oldu” der.  Mektupların yeni yayıncısının görüşüne göre Kafka’nın işaret ettiği yazı  Bertrand Russell’in “ Bolşovik Rusya”  başlıklı yazısıdır.  Kafka ilave eder: “oradaki olayı bir bütün olarak kabul etmiyorum ama kendi orkestrama uygun olan bölümünü tutuyorum”.
Milena’ya  yazdığı başka bir mektupta : “benim yazı üzerine (yani Russell’in yazısı) olan açıklamalarımı doğru anladığından emin değilim. Yazarın o yazıda kınadığı şey benim doğrumdur, yeryüzündeki en müthiş olandır”.  Russell, yazısında  yer yer Sosyalistleri  sert dille eleştirir, Kafka’nın tepkisi bu görüşlere karşı.
Kafka’yla ilgili en ilginç belgeleri toplayan Max Brod, 1930’lı yıllarda Michael  Kasha ’ya ait bir yığın belgeye ulaşır,  M.Kasha, Çek Anarşist hareketinin kurucularından sayılır. Belgelerin tamamında Kafka’nın da adı geçiyor, toplantılarına katılmış, konuşmalar yapmış. Kasha’nın ön safta yer aldığı Mlaich Club o dönemin Çek gençlerini özgürlük, anti militarist ve kilise karşıtlığı düşüncesiyle tanıştıran ortam ve oluşumdu.  Kafka, 1910-1911 yıllarında Anarşistlerin tüm konferanslarına katılır. İdam karşıtı gösterilerin tamamında ön safta yer edinir. 
Gustav Janouch’la yaptığı söyleşide (ömrünün son demi), Çek anarşistlerini müthiş över,  “değerli ve hoş meşrep insanlardır”  der.  Bu da şunu gösteriyor ki bu etkileşim iki yönlü ve karşılıklı idi.  Yani Kafka sadece Çek anarşistlerinin düşüncelerinden etkilenmedi onlara  inanılmaz katkısı olmuştur. Kafka’dan o düşünceleri romanlarına veya yapıtlarına yansıtmasını beklemekle o dönem de bile abesle iştigal sayılırdı.  Çünkü mesele çok başkaydı.  Düz ve donuk bir bakışı yoktu Kafka’nın.  Politik yazınla bir edebiyat yapıtı arasındaki o ince çizgiye fazlasıyla hakimdi. İsteseydi, tüm yapıtlarını birer politik bildirim manzumesine dönüştürebilirdi, ama o bu eylemin bir sabun köpüğü olduğunu biliyordu, insanı, insani olanı dehşet güzel bir dille anlatmayı seçti, her yapıtı bir başyapıttır insanoğlu için. Biz  bugün sadece bir kalın çizgiyi onun tüm yapıtlarından çıkarabiliyoruz kimi düşüncelerini: İnsan ve Özgür irade, özgürlük kavramı, üstelik  kırmızı çizgiyle işaretlenmiş edebi göndermeler."Kafka insanı pas geçti" çıkarsamasını bizim aklı evvellerden duymak kadar rezil bir ifadeye daha rastlamadım. Kafk'nın dünyasından (bırakın edebiyatı) haberleri yok. 

Evet, sevgili Kafka: “Her şey bir aldatmacadır: en az yanılmaya bakmak, normal ölçüler içinde kalmak, en aşırının peşinden gitmek”.  Sen, hep çok yaşa Kafka.

Sufi.


[Franz Kafka, bir sabah korkulu rüyalardan uyandıktan sonra kendini birbirinden bağımsız bir şekilde hareket edebilen, paslanmaz çelikten kırk iki katmanlık bir heykel olarak buldu. ‘Güneşte K’ isimli bu devasa kinetik heykel, Çek sanatçı David Cerny‘nin elinden çıkma. Prag’ın iş merkezlerinden birinde yer alan bu heykel, devlet memurlarıyla uğraşarak delirmekte olan kişilerin dikkatini dağıtıyor.]


1+1 Şiir // Ela Dincer



Soyut  Şiddet

her şeyin değişeceğine inanıyordu.
ağzına bir iz bırakayım istiyordu ağzımdan.
ben kendi çapsız çekirdeğimin yörüngesinde cisimsiz bir isimdim.
“maceralı şarkılar” söylemekle yatıştırmıştım ağzımı.
sakince eriyordum. ve boşluğa karışan zerremin uzaklardan seçilebilen
parlak
geri dönüşlü bir geçmişi yoktu.
o bekliyordu.
zordu yeryüzünün bütün bekleyişleri. öncesi düşünülmeyen ve
sonrası için bütün bütün adanmış ruhlar yaratan bekleyişler.
uçsuz bucaksız anı ormanından tek bir dal kesmeye yeltense el
gövdeden ayrılıverirdi
kanla tutuşurdu acı.
zordu yeryüzünün bütün bekleyişleri.
tarih kitaplarına benziyordu yüzü. her beklemede.
yumuşak ve inançsız sözlerle aldatılmış
savaş kahramanlarının ölgün bakışıyla yıkanmış ve gittikçe
ölü savaşçıların iradesine teslim bir kılıç keskinliğinde.
her sayfasına ayraç bırakır gibi ayırıyordu yüzünü benden
gelişimi beklemeye hazırlıyordu kendini.
cisimsiz bir isimdim ben. herhangi bir boşluğun içinde.
zerreye ve toza olan yakınlığımla tanırdım yankımı
gecenin günden ayrıldığı ışık oyunlarında karanlığın tekrarı
şiddetli soyut.
ki yankım olsun diye her doğumda
cinsiyetsiz aşklar yaratırdım: anlaşılması zor boşlukta/
yorgun düşen hayalleri olurdu onların.
benimse maceraya yenik her yanım: dağılıp yankılanmaktan.
yine de:
cisimsizliğime inanmasına yetecek kadar koklardım bazen her yerini
gözlerinden tuzlu su balıkları sıçrayıp atlardı ağzıma
göğüs kafesine dayadığım yüzümle titrerdi kalp atışı
böyle duyulur olduğunda bedeni:
yüksek dozda dokunmalarla
inandırırdım aldatıcı gerçekliğe
ağzı gerilir gerilir ve sonunda çığlığı
gerilip boşalan bir yayın fırlayıp gitmesi gibi
uzaklaşırdı kendinden.
/
inanmayı bıraktı sonunda: her şeyin değişeceğine.
uzak çağların ilkel çoğalışını tekrardan ibaretti hayat
ve kahramanlar doğuracak kadın kahraman değildi
bende şekillenen cisimsizlik:
zaman dışı zihnin dişi zamanları idi olsa olsa.

 ***

Tek  Sesli  Opera

al! semender! gizli dileklerin ağzındaki ateşi ve yan!
mavi kadifeden gece çığlığın içinde dağıldı
en derin yerinden çizildi yüzün
sabahı tükürürken incinen güne
ağzın: cennet kapım!
/
ağır ağır uzaklaşmakta idi ışık
gölgenin sırrını aralayan kapıdan içeri girdim
soluğumu tutar gibi tuttum bakışımı
çevirmeden başımı kendimden
dinle! dedi bir ses: duyulmayanı duyana dek!
bekle.
sabrın ikindi suları ile sırılsıklam olan ağzım
dilime yapışan emredici bir ortaçağ açlığı
bekledim…
yükselirken kendimden
gölge: dibimde sessiz bir tufan gibi gözledi an-ı
ne kadarını geçtim yolun
ne kadarında ışık
ne kadarında gölge sandım kendimi
eşsiz görkemi ile ellerimi kanat yapıp
ne kadar nefret ettim kendimden de
kutsal aşkların aşikar seslerini dinlemeye koyuldum
soyun! dedi o ses. (duyulanın ötesinde duyulamayana dek)
çarparak ellerimi biri birine
duymanın vahşi çağrısında
sesin doğruluğunu sınadım
(an: kendine uzayan dehliz
anladığım an yok olan)
//ve an ki bir pencere açılır esrarın perdesine: araftan yansır ışık
kapanır kapı
gölgeler uzar
gitmeler albümüne ilişen tek sesli ışık düşer perdeye: yüzümüzden
unutuş kalır geriye
unutuş:
,bağlanıp kaldığımız
,nesnesini kendi yaratan aşk engizisyonu
,unutamayacağımız ‘kararlılıkta’ ödenecek diyet
soluk
karanlık benizlerimizin
en şuh gecesi
ki: terk ettiğimizdir her şeyi
salıncaklarımız boş kalsın: sallana! sallana!//
soyun! der tekrar
salınım şiddetlenir havarilerin gölgesi uzadıkça
soyun!
küçük şeytanlardan!
yeni tanrılar besle rahminde
ne dişil bir öfke
ne bir çocuğu böyle öpen kadın
ne de şehvetin dudağında ısırık
yalnızca yeni tanrılar: “adamlar” olsun adı
böylece soyunduğun yerlerde uzadıkça uzasın çığlık
(kırmızı şarap soluyorum kan diyetine
bütün yüzüm çöle dönerken
vahalarda kutsal soytarılarla çiftleşiyorum
‘üryan’ı dirimden sayan bir tat ağzımda
bakıyorum durduğum yerden gölgeme)
oku!
dedi sonra
gördüğünü: girdiğin kapıların ardında/
cehennem! diye araladım ağzımı
ağzım ki yarattığım tanrıların cennet kapısı
/girdi içeri biri!
“ben”: gizli bir dilekti bundan sonra.

ELA DİNCER





Alice, Bob, Eve mi? Yoksa Medusa’nın sır dolu gülüşü mü? // Doruk Satenay




Alice, Bob, Eve mi? Yoksa Medusa’nın  sır dolu gülüşü mü?
 Google Brain!  Google Beyin.

Teorileri, felsefi kavram, açılımları bir anlığına bugünün somut debisine çarpalım ve bakalım nasıl bir gelecek bizi bekliyor?

Yeni bir “beyin”, tüm bilgilerini insanoğlundan saklamaya-gizlemeye hevesli : Google Beyin. Az çok bilgisayar yazalım dilini bilenler  “google brain”in nedenli zarif, ince ve de bir o kadar zor bir dili kullanarak oluşturulduğunun farkındalar.   Google bünyesindeki bilim adamları nöroloji  ve  bilgi şebekeleri ağını andıran birkaç suni nöron(sinir hücresi) yarattılar.  Olay buraya kadar gayet normal ama işin tuhaflığı bu nöronların kendi aralarında  özel ve çözülemez bir dille-yazılımla iletişime geçtiklerinde başlar.  Kendi aralarında bilgi akışı gerçekleşiyor  ve bu akışı onu denetlemekle hükümlü insanoğlundan gizliyorlar, proje yöneticileri bile artık o kodlara ulaşamıyor.  Yani bilgi üretimi ve paylaşımını insanoğlundan özenle gizleyen  Alice, Bob, Eve adlı üç  yakışıklı suni hücre : ) suni nöronlar.  Evet, Alice, Bob, Eve bu üçlü yeni Google Beyin ailesinin tutucu üyeleri.  Google proje yöneticileri bu süreçte bir şey fark ederler, Alice, Bob’a bir mesaj gönderir  bu mesajı sadece Bob okur, çözer, Eve’in mesaja ulaşma çabası boşa çıkmış olur, mesajın 16 bit’lik bölümünü zor bela çözebilmiş, gerisi çözülememiş.  Bu da şu demektir ki elektronik devrim yılları çok girift ve içinden çıkılmaz sahalara gebedir, daha yeni oluşturulan üç suni nöron bunca karmaşık biçimde birbirleriyle iletişime geçiyorlarsa, geçebiliyorlarsa insanlığın gelecekteki işi cidden çok zor görünüyor.  Çünkü oluşan “yeni ve engin” bilgiye insanoğlu hiçbir biçimde ulaşamayacak görünüyor.  Bir zamanlar (1970’li yıllar) “Uzay Yolu”  dizisi vardı, ilk kez cep telefonu benzeri aletler kullanıldı bu düş ürünü üretimde, bu ilginç yeni duruma yani “google brain” kavramına tanıklık ise insanı Stanly Kubrick’in “A Space Odyssey”(Bir Uzay Destanı) filmini anımsatıyor,  soramadan duramıyor zihin:  Yeni çağın Odyssey’si fırtına hızında mı yaklaşıyor?  Kendi adıma ve mühendislik alanım olduğu için yanıtım kusursuz bir Evet olacak, ister üzülelim ister sevinelim. Kaçış yok.   Bu dehşet gelişme ve oluşumun neresinde yer edineceğiz diye bir ikinci soru gelirse ona verilecek yanıtım yok çünkü böyle bir durum ve gerçeği alt üst edecek gelişmeye dair bir hazırlığımızın olduğuna tanık değilim, ikna olmuş değilim.  Bir sunum için yazdığım makalede elektronik beyin  ve araştıran beyin çaprazında,  insanoğlunun taleplerini sıralamıştım.  İnsanoğlu tarih süresince onca inişli çıkışlı aşamalardan sonra ki tarihin belki de en büyük çöküşü olarak gördüğüm  “Bronz” çağın hazin yıkılışı ve yok oluşundan sonra ilk kez o ölçekte olmasa bile çok ciddi bir durumla karşı karşıyadır. Ünlü bilimci  Hawking “Favorite Places” başlıklı belgelerinde dile getirdiği gelecek korkusu ve  Glise832c gezegeninden ulaşabilecek tehlikeye dikkat çekiyor, o bir noktaya parmak basıyorsa doğrudur, fakat 16 ışık yılı uzaklıktaki bu gezegenden bir uç uygarlık volkanı  patladıysa bize ulaşmaları o denli de zor bir seçenek olmayabilir, çünkü biz(insanoğlu)  bile bu teknolojik seviye ve  birikimle foton konusunda  fena bir yol almadık ve ışık hızına ulaşma düşleri peşimizi hiç bırakmıyor ki eninde sonunda o sınırlar zorlanacak.  Sorun bunlar değil, sorun zihinsel ve beklenti çıtalarıdır, oluşacak çok ciddi teknolojik sorunlara karşı önlemlerimizdir.  Yaşam formları, düşlerimiz, çabalarımız, yaratıcılığımızın önümüze bırakacağı devasa meseleler.  Kaynaklar kıt ve sınırlı, insanoğlunun içinden çıkılmaz yıkıcı ve tahripkar hırsı karşısında  duracak ve bu işin üstesinden gelebilecek yegane  gri  bir düş var.  Ama biliyoruz ki bütün bu cehennem koridorundan geriye kalacak tek(kalıcı) şey insanın estetik zihinsel üretimi olacak. Sanat, Edebiyat.
Alice, Bob, Eve mi? Yoksa Medusa’nın sır dolu gülüşü mü?
Elbet ki o tebessüm:
‘Onu görmek için direkt yüzüne bakmalısın, o ölümcül değil, o güzeldir, gülüyor. Şer, yazmanın ruhudur, yazmak ise Şer bir duruma dil kazandırmaktır.  Eğer erkek kalemle (Fallus) yazıyorsa, Kadın beyaz mürekkeple yazar, kendi tenini iki yüzeyde işlevsel kılar: Fiziksel  ve Soyutlayarak, o Medusa gülüşüyle baskı öncesi döneme göndereme yapar, mitolojik  dönemin öncesine.  Kendini psikolojik  heyuladan kurtarır.  Güzel , sihirli saçlarına geri döner. Kendini yaz (Kadın), teninden yankılanan  duyulmalı.’

Doruk Satenay







Independent Literature Journal (Portal) from Turkey

***


Link:

  • FELSEFE NOTLARI
  • Image and video hosting by TinyPic
    Felsefe Notları; Akşamın sisiyle şafağın ışınları arasındaki ses. Herkes için, Kimse için !

    ***


    P.E.N/TURKEY
    Image and video hosting by TinyPic

    ***


    Enis Batur
    Image and video hosting by TinyPic
    "Benim burada durduğuma bakmayın genç yoldaşım: Burada değilim ben artık, gövdem çürümeye şimdiden başladı, ruhum uçtu ve adresini bilmediğim bir dala kondu..."-E.B

    ***


    S U F İ
    Image and video hosting by TinyPic
    ne sanıyoruz şu ömür denilen kısa sihri? 'o süzülmüş', seçilmiş aşk cevheri var ya, işte ölümsüz olarak kalacak olan ancak odur!

    ***


    Hakan İşcen
    ORNEK6 M
    "bir sabah/ ne ben, ne siyah/ göreceksin onu Alef’in aynalarında/ tefsîrsiz rüyana uyandığında..."

    ***


    ÜÇ RENK
    3 renk
    Üç Renk: renkler, düşler, farklı bir deneyim ve üretim!..

    ***


    CYBERZENARCHY
    Image and video hosting by TinyPic
    "Gerçek olduğuna inandığın şeyle beslenmen! O neredeyse ve ne zamansa, senin de orada olmaklığın..." -Şenol Erdoğan

    ***


    SubCulturia
    Image and video hosting by TinyPic
    SubCulturia:"New Media Theory Group" Projesini destekler..."

    ***


    Oğuz Atay/Arşiv
    logo
    Oğuz Atay / Arşiv

    ***


    Şair Çalışıyor/dergi arşivi
    Image and video hosting by TinyPic
    Şair Çalışıyor/Dergi Arşivi

    ***


    Şiir Penceresi
    Image and video hosting by TinyPic
    "Bir başka bakmak için..."

    ***


    Bachibouzouck/net edebiyat dergi arşivi
    Image and video hosting by TinyPic
    Bachibouzouck/net edebiyat dergi arşivi

    ***


    Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic