Borges Defteri:Edebiyat-Plastik Sanatlar-Sinema- Müzik Eksenlidir...



Mağdur Kardeş // Ulaş Başar Gezgin



Mağdur Kardeş

Eee mağdur kardeş
Demek mağdursun ilelebet
Verelim mi sana daha fazla iktidar
Geçer mi böylece mağduriyet

Eee mağdur kardeş
Ben yapmadım onlar yaptı dersin elbet
Verelim mi sana daha fazla makam
Gelir mi böylece hürriyet

Eee mağdur kardeş
Eski düzen yıkıldı gitti nihayet
Yerine koyduklarınla, kurduklarınla
Gelecek mi ne dersin adalet

Eee mağdur kardeş
Hepsi senin, mal mülk, gemi ve devlet
Yedin bitirdin bütün dünyayı
Öbür dünya kaldı bir tek, onu da hesap et

Eee mağdur kardeş
Ne olacak büyürse mağduriyet
Başsız ve sonsuzcasına uzun iktidarında
Yine sana kalacak mı memleket

Eee mağdur kardeş
Mağdursun diye ilelebet
Verdik sana daha fazla iktidar
Senden bize geçti mağduriyet


Ulaş Başar Gezgin



‘Hiçbir şeyin olmadığı yerde, hiçbir şey yoktur’ // Sufi.




Sözüme onun “olmadığı” ve “yoktur”  dediği o hiçbir şeyle başlamak isterken  bir yığın şey  başka tarafta ansızın birikmeye başlıyor. Kendi deyimiyle “yüksek sesle yaşamaya gelmiş” bir insan için her şey bir rüyadan mı ibaret olmalı?  Bir edebiyatçı değil sanki antik sokakların filozofu konuşuyor gibi. Üstelik bunu Realist edebi üslupla değil' natüralist akımın öncüsü olarak denemiş, bilerek kendi işini biraz daha zorlaştırmıştır.   Çürümüş ve giderek kendine gömülen bir toplum, ayrımcılık, çöküş, ahlaksal bunalımlar ve daha da beterleri toplumlara  bir çıkış yolu göstermiyor artık. Ekonomik çöküntü, savurganlıklar, vurgunlar, aldatılmışlıklar, kıyımlar zinciri ve geri dönüşümsüz bir zaman, yaşam itlafı.  Emil Zola’nın dediği gibi “Av köpeklerinin payı”.  Nerden çıktı şimdi bu Emil Zola? İşte çağını aşan bir yazarı hangi zaman diliminde okursanız okuyun, içinizde hissettiğiniz şeyler güncel sorunlarınıza denk düşen haykırışa dönüşür.  Anlatım biçimi, tekniği, kullandığı sözcükler tek tek kalbinize yerleşir. Bu tarz yazarların zamanı, mekanı, tarihi yok, istibdat ve köhnemiş değerler kokan bütün toplamları, zamanları, diyarları kapsar.  Onun hikayelerinde adları geçen insanları hep bir yerlerden tanırsınız,  tutunamayanları,  dönen desiseleri, karanlığı,  boş yaşamlar, paranın imparatorluğu, gücü, refah peşinde koşanlar, kaçanlar, kovalayanlar, her ne pahasına olursa olsun yer tutma ve kabul görünen değerlere boyun eğmeler. İnsan benliğinin, teninin her zerresinin bozuk paraya dönüşmesi gibi bir durumdan söz ediyoruz.  İnkar ve kabuller, kent arazilerinin medeniyet adı altında yok olup gitmesi, emeğin değersizliği, inanç adı altında  sergilenen türlü sapkınlıklar,  hokkabazlıklar, ruh sağlığın kayıp gitmesi,  kişilik sektesi ve  bir zift gibi toplumları kapsayan o umutsuzluk karabasanları yorulmadan işledi yapıtlarında.  Tarih koridorlarında gezinen sahte ve bezirgan kılıklı din tacirlerini ifşa etti. Hatta yeryüzündeki o son klisenin son taşının hangisinin kafasına düşeceğini düşledi ve insanlık için kurtuluşun son düşüşten sonra geleceğini dile getirdi. Kimse bu tiplemelere, öykülere  uzak değil, bir adım ötemizde olup bitiyor her şey.  Emil Zola’nın “Germinal”ini  “Meyhane”  kitabıyla  eş zaman okuma ihtiyacı hasıl oldu. Germinal ismini Zola, Fransızların  Cumhuriyetçi  takviminin 7. Ayı isminden almış. Meyhane de adı geçen önemli karakter Germinal’ın baş karakteridir.  Göçebe işçi  Etinne Lantier ve diğerleri.  Işık tutkusundan söz eder  Zola. Hem bunu acı çekmiş insanlık adına tutkuyla ister. Sahi, o istem ne zaman azaldı veya eksildi ki?  Germinal, daha sonra sinemaya da aktarıldı, kitabı ve içeriğini katleden bir yapıt ve sinema tarihinin de bana göre utancı bir ürün olmuş. 'Adalet', 'Hakikat' adlı romanlar yazmış olan Emile Zola 1898 yılında Dreyfus olayına etkin bir biçimde karışmıştı. Öyle ki, l'aurore gazetesinde yayımladığı 'suçluyorum' başlıklı yazısı dünyaca üne kavuşmuştur. o zaman kamuoyu daha çabuk uyanmış, Dreyfus davası'na yeniden bakılmıştı. ama Zola üç yıl hapis yatmaktan yakasını kurtaramadı gene de, üstelik İngiltere’ye sürgün gitti. Günün siyasal durumu idi onu cezalandıran .
Uzun yıllar sonra Meyhane romanını  başka bir  bakış açısı ve  anlayışla okumak,  açıkça itiraf etmek durumundayım benim de canımı çok fena acıttı. Onca zaman sonra insanlık bir milim yol almamış sanki. Bölge ve coğrafyalar değişmiş, sınırlar yenilenmiş ama bataklık aynı.  Sanayi devriminin başlangıç yıllarından Android çağın kapı eşiğindeki insanlığın ne acısı ne beklentisi ne de ıstırabı azaldı.


Sufi. 


Sus Ağıdı // Mehtap Atila



Sus Ağıdı

kaç geceden taştın günüme
kaç yaprak düştü, kaç ayva sarardı
kaç devran birbirini kovaladı
ben de halimce Bedreddinem
kaç boyun vuruldu,
sesleri çağladı dağlara dağlara
kaç Yunus takıldı ağlara ağlara
sus söyleme...

sayasım yok…

hangi istasyonda beklediysem
gelen hep gölgen
gölgemin karıştığı
bir küsüp bir barıştığı
saf gecenin hatrına,
ay'ın şavkına kavuştuğu...
ah sulara sulara
sus söyleme...

vurasım yok…

önce taçlanan sonra taşlanan aşk geliyor
kadim zamanlardan
katar katar...
bir deli şairin dediği gibi: “öyle bir mai ki aşk”...
her biri birbirinin kadehinde
göze vurmuş söz taşırlar
sus söyleme...

duyasım yok…

işte hepsi bir bir açıyor katmer katmer yaprakların
kainatın yüreğinde yürek olmuş bir kırmızı...
“Bir” aşikar sırdı sezdim...
elden ele gezindirdin...
dedin ki: Oku!... rüyamı...
sus söyleme, ah söyleme...

göresim yok…

seni diledim Tek... bilirsin...
hem öyle hem değil olan değil miydin
küllerinden doğdukça beni kül eden
tüllere büründüren
gözümün ıssız sürmesi
sus söyleme

silesim yok…




sen ki can'dın kadehimde
canan canan yaklaştın
aradıkça uzaklaştın
dilimin divanesi, esrik şiirim
niyetimsin; denizim
acı tenim
sus söyleme can
canıma can olan sus…

yüzesim yok…

çaresiz kaldım
dalamadım, ansızdım
kaptırdım anlarımı zamanlara
kalanlara selam olsun...
demiştim dosta: “madde mânânın katı hali”, vesilesi...
işte öyle bir hal'di Aşk, geldi de geçti...
yutkunurum sus söyleme...

diyesim yok…

bir parmak bal çalındı dillere
ha sen ışıdın geceden ha ben
birbirinde eriyen kanatları değil miydik
kendine uçan kuşun
nefesi sus eden yürek
mânâ deniz, dil kürek
sus söyleme nefesim sus...

çekesim yok…

ah keşke bilseydin,
dilimin denizinde her gördüğün ben değildim
‘ötekiler’ vardı hani kördüğüm, benden içre...
hem de ben'im işte...
sus söyleme...

bilesim yok…

bilememekteyim ey çarem
işte o benim
istiridyeye sığınan kum tanesi
senin güzelliğindir birtanem
parıldayan sensin, inci olan sen...
çarem; dem...
ellerimde sırça köşkün
sus söyleme yarim sus...
kırasım yok…

ne dediysem, ne demişse benden; unut gitsin...
sen sen ol yüreğim...
güzelmişim çirkinmişim, telmişim duvarmışım
yık gitsin...
işte duyduğunu söylüyor dilin,
mekanımı: pırpırlanan yüreğim...
ah bu yerde bu yerde,
ne arada ne derede...
yerimde...
sus söyleme...

durasım yok…

O rüya mıydın...
sıyırıp uykusundan kendini, aktın yüzüme...
susuzluğum... gönül orucum...
sus söyleme...

doyasım yok… 

neden iki kolum var...
neden iki gözüm...
ne kadar sarsam seni,
her yerde görsem seni...
sus söyleme ...
gözbebeğim sus...

yetesim yok…

kapımı çalan sen miydin...
ben miydim kendimi kapında bulan...
ses kimindi... soran kimdi...
cevap kimin, duyan kim : Ben sen’im...
sus söyleme benden içre, sus...



Mehtap Atila




                                                                       


METRONOM // ULUS FATİH



I .

Uzayda oluşan hurda genlerimiz, bellek dolu odalarda, baryonik akustik salınımlarda, karanlık enerjilerde geçen günlerimiz. 


Kozmolojik akıntılarda, görünmez maddede yüzen ejderha; golgi cisimciği, kuasarlar ve gökadalar. Spiraller ve spektrallerimiz… 



Doğumunu izlediğimiz Plutarkhos, odaklanan polarizasyon, Kefren’le gelen İskender, çoğalan yıldız doğumları ve uzaklarda plasentalarla dolu ışık kirliliği!.. 

II .


Hindibalar ve aslan pençeleri, gölgelerde, hijyenik dokusuyla baş döndüren komşumuz, ölümsüz Smyrna çiçeği. 

Dokulardan oluşan nükleosentezler, düşlerden kısa süren nötron, soluduğumuz pus, kanatlanıp sönen gaz, kozmik arkaplanı gökadamızın… 

Ölümcül ışımalar, Topal Halit ve Demirci Umar ve Mehdi’nin çığlığında, mutsuzluk ve umutsuzluklar 

III.

 
Boş notaları madrigallerin, altüst olan sinir uçları, kış üçgeninin incileri, gerçel sayınç, Panteon’da dokunan gökpar kümeleri ve Satürn büyüklüğünde tanrılar!.. 

Yörüngenin dışındaki gökadamız, yükselen zeppelin, görkül safralar, yavruağzı rengindeki gezegen, unutulmuş evren ve sanrılarla yücelen, yürekleri sızlatan anılarımız… 

Wilkinson ölçerleri, yön bağımlılığı, dorukta gülen boomerang, örümcek ağlarıyla tozlu balyalar, geçmişi canlandıran şey ve ölümsüz Planck cihazıyla; dolunay yüzlü güneyli… 

Güneşin karanlığında duran diyapozon, Pers aslanı, ölüs pars, yeşil yılan ve çivi çakılırken kanayan duvar… 

IV.

 
Kafesinde kükreyen ornitorenk, altın gagalı; ve uçsuz bucaksız yurtlağımız Tetis denizi. 

V.

 
(Yıldız kalıntısı gözyaşlarımız ve uzay tanrılar yaratır deyişimiz, bellek adaları, somvarlıklar, opak davranışlarla golgi aparatını adımlayan nörobilimler, doru kefre, organeller ve bose partikülleriyle, kukla ve kobaylarla, pleurodiralar ve peteklerin arasında salınan antivarlar, evrenuslar ve Mora'daki sonvarlık; nükleer gizin uyuttuğu, burçlarda soluyan, deltoit gözlü Grekler ve Morpheus!.. )

Trans yüzlerimiz, endoplazmik reticulum, vezikül ve sistemalar ve ağıtlarla oyalanıyorduk!.. 

Rab proteinleri, sulfatalar, kinin ve gümüş iyodürlerle, Lûti Tarihi elimizde, dört nala koşan atların önündeydik. 

Nörodejeneratif yaşam, potasyum, ölümsüz Argon, kuaternal ve komformal tavır, hipotetik dedüktiflik ve sisternalar bizi yiyip bitiriyordu. 

Ve öğle üzeri duldalarda ve gölgelerde, analitik matematikten yemeğimiz verilirdi!.. 

VI.

 
Herkesin bildiği o çılgın kuark, kansız, görklü takyon ve güneşin yokluğunda 
Detroit’den gelen adam ve işte kanat çırparak uzaklaşan, güzelim Ankara’mız… 

Biruni Sultanlığı yayını kitap, Nobel ödüllü grafen, Physics World, 
Fulleren molekülü içeren ve bağ evlerimizde kaotik, çılgın sesiyle ötüşen, 
çalı horozu!.. 

Piezoelektrik dünya, dönüp duran nitrat kristali, üzünçler veren Josephson denklemi, fibula kemiği aperatifimiz, soluyan dizkapağı, eklem ve kapasitörlerimiz. 

Cooper çiftlerine yağan kar, sıçrayan Neptünel flüt ve yalıtkanların değiştirdiği, şeytansı doğa… 

VII.

 
Sırıtkan Feurbach çözümlemeleri, gözbebeği siborgların; gecenin derinliğini belirsizce adımlayan Musevi, Santa Barbara ekimozu, söylem kümeleri, akıntılar, yaralar, dişil bedevi, sarı yıldız, hangarlar ve meteorlar… 

Gözleri ayetlerle çakışan ordu, melanj ruj, eskil tanrılar ve arkalarda gezinen, yaratılmışlar eskizi, o büyük tanrı!.. 

Tanrı parmağının materyalleri; labirentteki tanrı ve işte o… Tanrı’ya başkaldıran tanrımız!.. 


VIII.


Doğudan gelen messenger orduları, sırtında sarnıcıyla susamış tanrı, sıkılan, çocuk tanrı, bölük pörçük geliyorlar, sular üstünde işte, öpüyor altın ayağını, titandan yayı, gülen yüzüyle, cenkçiler atası Hero! 

Ve kurtuluşumuzun simgesi… Birbiriyle çatışan, 'iki zıt siyah renk' sanrılarla, tamtamlarla!.. 

İçiyor sıvıcıl dalgalanan otu, tek monarkı sonsuzluğumuzun, kırmızı gözlü Sullalar! 

Ve işte, tutsaklığın sonsuz yüzü; görkünç ve tapınçla boyun eğdiğimiz, Amon Ra’lar!.. 

ULUS FATİH


YAĞMUR // ÖMER SERDAR



Yağmurla

kokusu alacakaranlığıma karışırken hiç yaşamadığım başlangıçları anımsatıyor bulut yağmurla müjdeleniyor
bak
coşku eksilmişken yeryüzünden
gök aşkın denizle fırtınanın dansındayken
ortam yıldırım baskını
çalakaşıktı ki
hiç yılmamıştı kimlik obur repliğinden

sonra, tüm yayların sivri oklarını kalbine davet ediyordun
tüm okların gerilimini sen
daha uzaklara gidebilmeye kıstas

erk çamur kıvamında idi
meydan okumanın sonucu
sırf limitleri zorlamaya kendine rakip yaratmanın
sonucu bak

ilerle

korkma diyorsam nafile
ihanete cılız bir ıslık gibisin arbedende
çayırlarından toplayabildiğim kadar gelincikle
yaralarıma seni süremem artık
korkma dışımızda bu cehennem
diyorsa sadece B
ak

alışageldiğin o yatakta iç huzuruna kadar gelecek im
diyorsam neler yaşamadık ki
birleşik erk tutkuna da geleceğim b
AK
oysa vur emrini sen vermiştin

bir çay iç benden
aklımın ifritine yaranı yaklaştırma
cevheridir madencilerin şu gökyüzü
onlar, köklerin yüzünü bilse de
derin ihanetlerde cılız darbeleri vurur içlerine
toprak kokan kargaşandan
emrinle vuruldum

kimbilir daha nelerin adıyla esecek rüzgar
hani içim çekmişken içini
kın alınmıştı ya çıkışından

ilerle cankurtar onca trafikte
an herhangibirine
korkma artık
kurtul seslerinden
toprak kokar gökyüzün
çayırlarda yıldız yıldız gelinciklerle

...

kendi volkanımı bastırmayı sözgelimi, gayzerimi tıpalamayı, infilak edip de dışı yakmamaya
içime tüm patlama kinetiğini toplamayı öğreneyim
ki başka çaresi olmamaya
bir çöküş daha ya da kurtuluş
kartalın kanatlarının düşey yüzeyi

o kısır döngüyü spirale döndürme anı, sıçrama tahtası dokum
hissediş, iki zaman arasına sıkışmış bir dem
boğul ya da balığa dönüş, son nefesinin dibinin dibinde o çıkış
ta oralarda oralara da
haydi sıçra
kartalın kanatlarında uçuşuyor yüreğin
bak

söz oyunudur bu
hayır değil, can oyunudur bu
sözüm özümden doğdu, özünle öldü
kaç bin senedir bilmek istersen
isteklerimde sabırsız tohumlar bulunur
ben dediğine yakınken ses
sen diye yankır, uçurum boğulur

söz oyunudur bu
hayır
can oyunu
söz özümden doğdu (üzümden değil)
oyundur bu can, taze şarabı üzme

...

bana sade konuş
su gibi ak nehirlerime
nar gibi ısıt kızıl kar tanelerimi
marhemetle can menzilime
sade dokun bana

tenime sade yürü
yalınlıkla aheste bas toprağıma
yeşil hacmine kalbimin
uslu uslu çisele

sükunet güllerine sus
bahçemin öfke otu hercai istilasında
çıldırmış günlerime şiir
huzur yağdır sus
tozlu kıraç çöllerime tuz

bana öğrettin
şairin sihirli geçişidir aynalar

maksatsız esmek kasımpatı dağlarına
rüzgar yoldaşlığı tarikatı

ve aşk
namütenahi iklimlerinin seferi
nihayete

sonsuzluk kavramının
sona bilinçlenmesi

vadinin genişlemesi
ötesine
anıların peyderpey tekrarına
sonsuz

uyanışa seyir
ki hata
ışıldayan karanlıklar silsilesine
şuur maşalesine yakıt

senle başlangıçları söyleştik
ki bitişlerin arsız dermanıyken bu geveze

bana rüzgara yazabilmeyi öğrettin
ve yaşamayı boşlukta öyle ki
ya kalıyorsa sonraya
biz
ikimize de çok gelen benliklerimiz”
zıtlığın doğasında
varlık ile yokluk
aynı rüyanın farklı yorumları

ya kalıyorsa sonraya
biz
ki sonraya bakınca bulut
önceye de
300 yıl görünüyorsa
sonrası körse daha 300 yeni yıla

ve...bu

kümelenirse bulut, uçarsa yıldızlardan geldiği yere
aynı rüyanın farklı yorumları
varlık ile yokluksa...buğu
zıtlığın doğasında

ikimize de çok gelen
yağmurla ilerle
nasılsa rüzgar dökecek
bir gün eteklerindekini
kelebeklere

yağmurla ilerle

ÖMER SERDAR









KAYBEDEN // Aylin Güven



KAYBEDEN

Sana gelince,
‘Sen dur’
dedi
bana;
‘Dur ve bekle’.

Kelimeler, düşler ve gerçekler,
beraber duruyoruz bir köşe başında.
Çıt çıkmıyor hiçbirimizden, tık yok.
Oyuna kaptırmışız kendimizi; kim ebe,
kim sobe, onu bile bilmiyoruz.
Nereden geldik? Niye buradayız?
Kim soktu bu oyuna bizi?
(İstemesek almazlardı herhalde..)
Sordular mı ki?
Hayır, sormadılar.
Ne olduğunu bilmeden, atılıverdik ki,
öyle çetrefil bir oyunun içine..  Şimdi,
yapacak tek şey, beklemek.
Her oyun başladığı gibi biter nasılsa.

Kimbilir kim kazanacak, diye sorarsanız,
kaybeden kazanacak.
En çok kayıp veren.
Ve bu yüzden,
en çabuk o bitirecek oyunu
ve son verecek
bu saçmalığa.

Sana gelince,
‘Sen dur’
diyorum
sana;
‘Dur ve bekle’
diyerek,
oyunu başkasına
devredecek.


Aylin Güven
Londra




Sinema-Felsefe: Kısa Yol! / NONA



Büyük sinemacılar amatör filozoflardır  ve büyük filozoflar 
amatör senaristler sayılırlar aslında!
Jean-Luc Godard, büyük bir sınamacıdır, düşüncesini şu basit cümlede özetler: “ben bir sınamacıyım o zaman varım”.
Ingmar Bergman ise, ölümü, yaşamı sorguladı durdu, sorular sordurdu sinema perdesi üzerinden .
Ludwig Wittgenstein, bir  filozof, ama ondan geriye iki senaryo kaldı, “dilin oyunları” ve “görsel dil” adı altında.  
Martin Heidegger’in en meşhur senaryosu “Varlık ve Zaman” dır. Dramatik  anlamlar denizi ve kavramlarla dolu.
Soru şu ki, acaba “profesyonel estetik kavramı” ve “profesyonel kuramcılık” karışımı bir çapraz yola varılabilir mi? Felsefe de ve Sinema da.
Yanıt evet ise  : nasıl?
Yanıt hayır ise : neden?



NONA


Independent Literature Journal (Portal) from Turkey

***


Link:

  • FELSEFE NOTLARI
  • Image and video hosting by TinyPic
    Felsefe Notları; Akşamın sisiyle şafağın ışınları arasındaki ses. Herkes için, Kimse için !

    ***


    P.E.N/TURKEY
    Image and video hosting by TinyPic

    ***


    Enis Batur
    Image and video hosting by TinyPic
    "Benim burada durduğuma bakmayın genç yoldaşım: Burada değilim ben artık, gövdem çürümeye şimdiden başladı, ruhum uçtu ve adresini bilmediğim bir dala kondu..."-E.B

    ***


    S U F İ
    Image and video hosting by TinyPic
    ne sanıyoruz şu ömür denilen kısa sihri? 'o süzülmüş', seçilmiş aşk cevheri var ya, işte ölümsüz olarak kalacak olan ancak odur!

    ***


    Hakan İşcen
    ORNEK6 M
    "bir sabah/ ne ben, ne siyah/ göreceksin onu Alef’in aynalarında/ tefsîrsiz rüyana uyandığında..."

    ***


    ÜÇ RENK
    3 renk
    Üç Renk: renkler, düşler, farklı bir deneyim ve üretim!..

    ***


    CYBERZENARCHY
    Image and video hosting by TinyPic
    "Gerçek olduğuna inandığın şeyle beslenmen! O neredeyse ve ne zamansa, senin de orada olmaklığın..." -Şenol Erdoğan

    ***


    SubCulturia
    Image and video hosting by TinyPic
    SubCulturia:"New Media Theory Group" Projesini destekler..."

    ***


    Oğuz Atay/Arşiv
    logo
    Oğuz Atay / Arşiv

    ***


    Şair Çalışıyor/dergi arşivi
    Image and video hosting by TinyPic
    Şair Çalışıyor/Dergi Arşivi

    ***


    Şiir Penceresi
    Image and video hosting by TinyPic
    "Bir başka bakmak için..."

    ***


    Bachibouzouck/net edebiyat dergi arşivi
    Image and video hosting by TinyPic
    Bachibouzouck/net edebiyat dergi arşivi

    ***


    Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic