Borges Defteri:Edebiyat-Plastik Sanatlar-Sinema- Müzik Eksenlidir...



VARLIĞIN BİRİNCİL NEDENİ // Şafak Çubukçu



VARLIĞIN BİRİNCİL NEDENİ

Limanda yaralı denizkızı

bulutsu gözlerle izliyor tekneleri

mavi baştankara kuşlarına

anlatır gibi uzak denizlerin güzelliğini.

Ben hep buradaydım diye siliyor

tuzlu yaşlarını usulca gözlerinin

eski bir sevdadan geriye kalan

küllenmiş pişmanlıklarınıgeçmişin.

Böyle zamanlarda yeni bir isim veriyor

her ölü nesneye bilge ışıkları deniz-fenerinin

oysa bu oyun,Tanrı’nın utkusuna adanmış

en kutsal yadsımasıdır imgelemin.

Ve işte bu yüzden canlı olmak değil

ölü olmak,varlık olmanın birincil nedenidir.

Şafak Çubukçu


Furuğ



“Cennette yerim yoksa ne gam
Yüreğimde sonsuz bir  cennet var…”

Furuğ


...




Dönüş // Francis Ponge / Çev. B.D





Bu anlamsız dünyanın hiçliği ve değerlerin yeniden kurgulanması ve tahribatı karşısında, bireyselliğin indirgenmesi ve varoluşun biraz daha “kendine doğru” yaklaşma olasılığından söz edilebilir. Kimileri “insana”, “bireye” adeta yeniden odaklanmışlar, işin zorluğunun farkında olanlarıdan söz edilebilir, öte yandan, kimileri ise sadece “yorumla” yetindiler: Sartre, Camus ve Giacommeti gibi.
Bazıları koro çığlığı tercih ettiler:
Yeniden nesneye dönelim.” / Edmund Husserl
 Yeryüzüne dönelim.” / Nietzsche
Ve sonrasında,  yeryüzüne, doğaya gerçekten dalmış olanlar. Bu kesimden ilk kişi kendimi sayabilirim.
Francis  Ponge
Çev. Borges Defteri


1+1 Haiku // Enis En




1+1 Haiku //  Enis En
 
I. 

Uçuşun
Kanatla bir ilgisi yok,
Sadece yürek ister!..


II.

Gece veya gündüzün ansızın bitişi,
Gölgesiz bir çığlık gibi,
Sıkı sıkya sarılmanın korkusu, gitmenin tedirginliği.

Enis En


Zavallı Peter // Shel Silverstein




Zavallı  Peter Weel, sadece üç sözcük biliyordu
Selam. Nasılsınız? Allaha ısmarladık!
Bir gün Peter birilerine kızdı
Yığınla kitap ve sözlük okudu
Nihayet: “Cehenneme kadar yolunuz var”(cümlesini) öğrendi.
Elbisesini giydi ve gitti karşısına dikildi:
“Selam, nasılsınız? Cehenneme gidiniz. Allaha ısmarladık” dedi.
Her şey yolunda gidiyordu
Ta ki bir gün Peter aşık oldu
Bir yığın sözlük okudu ki “Sizi Seviyorum” diyebilsin,
Elbisesini giydi, saçlarını taradı, kokular sürdü, bir demet çiçek aldı
Gitti karşısına dikildi ve
“ Selam, nasılsınız? Sizi seviyorum.
 Cehenneme kadar yolunuz var.Allaha ısmarladık”, dedi,
 çiçeği aldı, hızla uzaklaştı oradan.
Dönüp arkasına bile bakmadı
Bütün sözcüklerini söylediği için
Zavvalı Peter çok sevinçliydi.

Şiir: Shel Silverstein- Amerikalı Şair –Besteci (1933-1999)

Çev. Poetic Mind
Shel’in en güzel şarkılarından bir tanesi “26 Second Song”dır.
Shel Silverstein, “Hairy Jazz” akımının en iyisi saylıyordu./ defter


Bir yazar, bir roman!../ defter





Yolculuklarında sadece yıldızları kendilerine yol işareti seçen o eski insanlar ne şanslı bir  kuşaktandılar.” / Georg Lukács
Irak’lı yazar Ahmed Saadawi  uzunca bir söyleşisinde eski Dicle-Fırat medeniyet havzası ve topraklarına zaman merceğinden bakarak  ve bugün içinde bulunduğu çıkmazları kendine özgü  edebi üslubu ve bir yazarın olağanüstü duyarlılığıyla dile getirir, dudağına sinen hafif bir kırgınlıkla, söyleşinin sonunda bizlerin anlamakta (bir ihtimal öyle) biraz zorlanacağımız bir cümle sarf eder: “yaşamımda benim için en öneli olay şu an hayatta olmamdır”!.. Georg Lukács’ın zaman unsuruna bağlı olarak dile getirdiği  o “yıldız / ışıklı yol işaretleri” aslında iki dünya savaşı ve günümüz bölgesel kıyımlarda yaşamını yitiren 80 milyon insan ve çöken değerlerin ruhunu okşamaktan başka bir şey değildir. İnsanoğlu yaşam-doğa döngüsünde kendini piramidin en tepesine yerleştirmediği, “eşrefi mahlukat” ilan edilmeden önceki sükun dönemleriydi.  
Ahmad Saadawi’nin romanını (“Frankeştayın Bağdat’da”) elbet ki dilimize çevirerek yayınlamak edebiyatımız adına bir kazanımın ötesinde, nasıl bir tarih şifrelerinden geçtiğimizi, çevremizde olan biteni bir edebiyatçının yüreğinden sızan sözcüklerle okuma fırsatını da doğurur.Türkiye’deki yayıncılık alanı bölge edebiyatı, yaratıcılığına çok yabancı ve uzak kaldı. 50-60 yıl önceki Batı-Amerika edebiyat kuşağını elbet ki basarak boşlukları doldurmak gerekiyor, ama edebiyat Batı’dan ibaret değil, buna en yakın örnek kendi edebiyatımızın ulaştığı üretkenlik  ölçeğidir. Devasa Afrika kıtasında, Latin dünyasında, Ortadoğu, Uzakdoğu’da neler olup bitiyor,  çoğu kimsenin (geniş)bilgisi yok.  Yanı başımızdan bir Ahmed Saadawi çıkıyor ve insanlık tarihin en karanlık sayfasını(Irak istilasını) muhteşem bir edebi yapıtın hücrelerine işliyor, yine Batı(ve çoğu doğu dili) dillerine yıldırım hızıyla aktarılıyor, büyük bir ilgiyle  okunuyor.  Saadawi, yapıtında (bir patlama sonucu) paramparça olmuş insan varlığını parçalarını bir araya getirerek yeni bir varoluş yaratıyor, işte o varlık romanın sesi, soluğu, anlatıcısı oluyor. Roman fantastik  bir kurgu veya modern Prometheus hayaletiyle ilerlemez,  bir heyulanın, çelişkiler  yumağından, trajedinin uçsuz bucaksız labirentini aralamaya çabalar.  Aslında bundan 100 yıl öncesine kadar neredeyse aynı sınır hatları içerisinde birlikte  yaşadığımız  komşudan çok, aynı kültür potasında yer aldığımız insanların  sarmalayıcı,  yakın öyküsüdür.  Evet, şimdilerde bölgede oluşan  yeni durumları  bilmek, kavramak için ve edebiyat adına önemli bir yapı taşıdır. 

Borges Defteri


Delphine Burtin // Disparition (Art Works)
















"Ey yabancı! Uyan!.." / Borges Defteri



Hanns Eisier, Buharin’i eski Sovyetler topraklarının kuytu bir hapishanesinde ziyaret ettikten sonra dostu Bertolt Brecht’e şunu yazar: “ Buharin’i dehşet içinde gördüm. Partiye Karşı içinde bulunduğu ihanetten dolayı korku olanca şiddetiyle yüzüne vurmuştu.” Hanns Eiser’in bu sözleri ideolojik buruşukluğun ve bir “insanın” ruh haritasından nasıl saptığına dair ilginç  bir tarihi örnektir, yanlışı yazan ve yanlışı kavrayan Buharin olamazdı elbet, ideolojik çarpıklık Eisier’in sözlerinde yatıyordu. Ağır işkencelere maruz kalan ve zihninde ölüm cezası kuşunun uçtuğu bir insanın yüzünden yansıyan şey o  korkunç durumdan başka ne olabilirdi ki? Dehşete düştüğü şey “ihanet” konusu değildi, onu bekleyen büyük ceza idi.  Günümüz dünyasından yansıyan görseller H.Eisier’in “dehşet-vahşet” terimlerinin anlam katmanını tam, eksiksiz dolduruyor. Cehennem burasıdır! Öteye gitmeye gerek yok. Ateşimizi tutuşturacak çakmak taşlarımızı hepimiz ceplerimizde taşıyoruz. Eddie Adams’ın Vietnam savaşı sırasında çektiği o dört karelik fotoğraf hepimizin görsel hafızasında yer edinmiştir, esir alınan bir Vietnamlı direnişçinin kafasına sıkılan kurşun. Son karede yaşam izini göremeyiz, cansız bir beden bize, biz o kadraja odaklanarak donar kalırız. Ortada bir çıplak ruh var sadece. Barths haklıydı: “ Fotoğraf bir noktadan sonra vahşetin kendisini yaratabilir”. Burada işaretlerden söz etmek abestir. Fotoğraf sanatı her zaman gerçeğin bir kısmını kendi bünyesinde taşır. Tarihten küçük bir parça sadece. Oysa tarih dediğimiz "bilim arenası" aynı anda yok olan nice yeteneklerle (genius) doludur. Hazzın uçuşu, yok oluşu, ya da yaşamın kendisi.Uzun zamandan beri içinde bulunduğumuz coğrafi bölgeyi saran kan bulutlarından yansıtılan görsellerin tininden uzaklaşan ne peki? Gördüklerimizin aslında hiçbir yoruma ihtiyacı yoktur. Ölümün çırılçıplak büyük ayinidir. O denli gerçekçilik kokuyorlar ki bir yandan da inanmak istemiyor insanoğlu. Eddie Adams’ın çektiği o görüntülerden sonra yeryüzü yaşayan ölüler töreninden başka bir şey olamadı. Yaşamın maskara bir sevinç çığlığına sarılması da durumu asla kurtaramadı. Bitmez, meçhul bir çemberin varlığıdır zaman. Anlamsız gösteriler çağı. Küçücük Ezidi çocuğun zorunlu ve zoraki   sürgün yolculuğunda, çölün ortasında gözlerini güneşin ışınlarının kör ettiği ve bu dünyanın rezilliğine sadece 24 saat direnebilen o küçük ellerin görüntüsünden sonra da yaşanacak fazla bir şeyin olmadığı çok açık, bütün değerlerin Petro dolar pazarlarında satılığa çıktığı bölgemizde  şiddet ve mantık yitimi sınırılarını da  kendi çemberinde yok etmiş bulunuyor. Bir zaman Adorno ilginç bir söz söylemişti (onca acıdan sonra) : “Yapabileceğimiz tek şey, faciaya kurban gidenlerin anısına sessizliğe bürünmektir”, ama Ortadoğu’nun yeni misafirleri, lejyoner “karanlık” oluşumları ve yeni dönemin yeni kabusunu da iyi tanımak gerekir. Ortadoğu’da “devrim” yerine sorgusuz sualsiz  kitlesel katliamları gerçekleştirenlerin matrisini dizayn edenler şimdilerde kendi yarattıkları  renkli heyulalının üzerinden nihai hedefe doğru koşar adım gidiyorlar. Devrim kavramı yerine “terör”   urunu bölge topraklarına yerleştirmek basite alınacak bir planlama olamaz. Büyük bir politik yönetim ağı ve düşüncesi lazımdır. “Değişim mi istiyorsunuz? Öyle bir çıkış yaparız ki elinizdeki tüm diktatörleri halk kahramanı yaparız, öper başınıza taç edersiniz onları.” Mesajın özeti budur aslında. Doğrudur kimi  Amerikalı ve Avrupalı düşünürlerin: Jürgen Habermas, Naom  Chomsky ve Zizek ve diğerleri sadece bölgenin uğradığı 250.000 kişilik insan kaybının teorik sayısını yapmaktan öteye gidemediler. Ban Ki Moon’u ise hiç sormayın onun gözleri zaten yaratılışından çok küçük! Hakikati hiç göremez! Ve işte bize altın tepside sundukları “Postmodern” dönem! Hani gelenekçiydiniz? Hani “tekrar” kavramını kendi içinde çeviren dehlizleriniz vardı, şimdi her gün tekrarlanan katliamların da bir simülasyon modelini çıkarınız! Artık “siyaset” dehri düzlemi yerini  teneke trompet yoruma ve yorumculara bırakmış durumda, siyasette bir  zamanlar kurtuluş yaprağı denilen farklı renkler de vardı, şimdiki akli evvel yorum ehlinde (yorumsuzluk) o bile yok.  Bir dönemin Deniz Gezmiş’leri, George Habeş’leri, Che’leri, Ebu Ammar'ları, Aliya İzzetbegoviç'leri insanlık ideali, değerleri için çabalıyorlardı, çarpışıyorlardı, şimdilerde ve bugünkü dünyada tarih rüzgarları berehut yönünden esiyor, körfezin şımarık  postmodern  harem şeyhliklerinden tutun, benzer oluşmlara, tümü artık “Bahar”  esintisi yerine bir karanlık ve katiller sürüsüne embeded olmuş durumdalar. O caniler ki sözlerini de siyah renkte pazarlıyorlar. Utanç sözcüğü de anlamsız hale geldi.  Yıkım, soykırım, etnik temizlik bizim bölge insanı için “hakikat”, onlara ise bir görsel şölenden öte bir şey değil. CNN ve BBC elbet ki işini yapacak, onların görevi bölge “hakikatini” sadece alt üst ederek göstermektir. Bunun içindir ki Ahmad Saadawi gibi Roman yazarlarına  ve “Frankeştayın Bağdat’da”  adlı romanına( ki facianın kalbinden yazmıştır), güvenmekten başka seçenek kalmıyor elimizde, yoksa Kraliçe Elizabeth’in ve Sam’ın  sesi  ve “şimdi dünya haberleri” hep yalandı.  Bu gün dünya artık İla Repin’in yapıtından yansıyan renk ve kitle  coşkusunu da görmüyor(1905 devriminden bir sahne-defterde), gördüğü şey kesik kafalarla oynanan oyun ve Türkmen,Ezidi, Kürt, Süryani, Arap halklarına karşı  uygulanan kanlı kıyımların görüntüleridir. Walter Benjamin’i ve o unutulmaz çıkışını anmadan geçmek mümkün mü? Ne demişti? : “ Onların, gelecek otuz bin yıl için bile planları var!..


 “Bu cadde üzerinde
   Eğer başka birisi olsaydım
   Asla arkama dönüp bakmazdım
  Ve o yolcunun,  dönüp ötekiye
  söylediği sözü tekrarlar dururdum:
 “Ey yabancı! Uyan.” (Şiir: Mahmud Derviş, çev. B.D)

 Borges Defteri 
 
 İla Repin’in fırçasından: 1905 devrimi



Independent Literature Journal (Portal) from Turkey

***


Link:

  • FELSEFE NOTLARI
  • Image and video hosting by TinyPic
    Felsefe Notları; Akşamın sisiyle şafağın ışınları arasındaki ses. Herkes için, Kimse için !

    ***


    P.E.N/TURKEY
    Image and video hosting by TinyPic

    ***


    Enis Batur
    Image and video hosting by TinyPic
    "Benim burada durduğuma bakmayın genç yoldaşım: Burada değilim ben artık, gövdem çürümeye şimdiden başladı, ruhum uçtu ve adresini bilmediğim bir dala kondu..."-E.B

    ***


    S U F İ
    Image and video hosting by TinyPic
    ne sanıyoruz şu ömür denilen kısa sihri? 'o süzülmüş', seçilmiş aşk cevheri var ya, işte ölümsüz olarak kalacak olan ancak odur!

    ***


    Hakan İşcen
    ORNEK6 M
    "bir sabah/ ne ben, ne siyah/ göreceksin onu Alef’in aynalarında/ tefsîrsiz rüyana uyandığında..."

    ***


    ÜÇ RENK
    3 renk
    Üç Renk: renkler, düşler, farklı bir deneyim ve üretim!..

    ***


    Sivil Sözlük
    Image and video hosting by TinyPic

    ***


    ***


    CYBERZENARCHY
    Image and video hosting by TinyPic
    "Gerçek olduğuna inandığın şeyle beslenmen! O neredeyse ve ne zamansa, senin de orada olmaklığın..." -Şenol Erdoğan

    ***


    SubCulturia
    Image and video hosting by TinyPic
    SubCulturia:"New Media Theory Group" Projesini destekler..."

    ***


    Oğuz Atay/Arşiv
    logo
    Oğuz Atay / Arşiv

    ***


    Kuzey Yıldızı/dergi arşivi
    Image and video hosting by TinyPic
    Kuzey Yıldızı/Dergi Arşivi

    ***


    491
    Image and video hosting by TinyPic

    ***


    Şair Çalışıyor/dergi arşivi
    Image and video hosting by TinyPic
    Şair Çalışıyor/Dergi Arşivi

    ***


    Şiir Penceresi
    Image and video hosting by TinyPic
    "Bir başka bakmak için..."

    ***


    Bachibouzouck/net edebiyat dergi arşivi
    Image and video hosting by TinyPic
    Bachibouzouck/net edebiyat dergi arşivi

    ***


    Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic