Hocam,
Ben
doktorların decompanse dedikleri, artık zıttı olmayan bir cümlenin
son
hallerindeyim. Şu aralar öğrendim ki sen de pek makbul vaziyette
değilmişsin.
Eh
benim karaciğerim o kadar şiş ki gün boyu osuruyorum. Ciğer dalağıma
öyle
basıyor basıyor ki çıkan koku içimden değil velhasıl ağzımdan
neredeyse
bir geğirme.
Doktorun
teki: " Eve götürün bari orada ölsün" bile dedi. Bir hafta
önce.
Şimdi de sırtımdan gelegiden acılar, ağzımdaki yaralar beni zor
konuşturuyorsa
da tüm manyaklığımla bu salak bedenime dahi karşı
geliyorum.
Önceleri
F3 idim bir uçakcasına Sufi birader şimdiyse aniden geceleri
ve
sabahları uyanamayacağım korkusunu yeneli beri ( Bir ara inanılmaz
karanlıklar
elektrik çarpıntısıycasına silkiyordu beni) ki şimdi bir
Petek
hayali kuruyorum. Ufak arım balım peteğim seni mahvedeceğim! Ne
ki
yani bu manyakların arasında yaşıyoruz! Ne var ki birader iki arada
bir
kenefde tekrar şakırdamayacağız?
Şu
arada karanlık çarpıntısını sen de yaşıyorsundur.
Bir
şey bu. Bu " şey" tanımlanmalı. Arasından geçiyoruz malum nehrin. Sık
g...
Olmazsa
zaten beraber şerefsizim ihtilal yapacağız öte nehirde ama
acalemiz
yok birader.
Bak
dün sabaha doğru yine bir garip karartı çöktü. Anlık. Saniyeden
zayıftı.
Yendim onu hemen.
Sabahları
sırtım ve karnım çok ağrıyor. Çok uyku diliyor dudaklarım
yalvararak
ama acı izin vermek yerine uykuya beni kazanıyor, ben yenik
düşüyorum
gündüzleri yahut o vakit neyse işte....Sufi bocalama...kafanı
bana
kızdır...ben de senin şu son yazdıklarını okudum
hıyarto...saftorik
yaşamcı...hadi ulan bana küfreyle ben de sana.
küfredecek
kaç adam tanıdım hayatımda seve seve...her tarafım
şivelendi...anlamaz
zaten sözümü adamlar...yazarım herkese kızgın
kızca
oooofançaç hadi be....
en
azından senin iki sene evvel yazdıklarını okuyacak kadar uğraştım
ben...sen
de benim iki sene sonra yazacaklarımı okuyacak kadar uğraş
ki
ben de bu denyo çiğerimden bir kelime dut savaşı yapacak kadar
bülbül
kesilim birader...Yorma bari beni...
Harflerin
en uzunu Sufi! Hadi gari...aramızda kaç yatak var ben
biliyorum
ve çok acıyor inan bana sağım.
Leon
Flipe
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
Not:
Leon bu mektubu Mayıs 14, 2006 tarihinde bana göndermişti.
Hepimizin
yaşamımızda gel gitler, hastalıklar, çöküşler, az da olsa
yükselmeler
ve suların durulması oluyor. Bütünü insanlık hallerimiz.
Bazen
pencerelere giysi dikerek iğnenin deliğinden geçeriz, bazen bir
çiy
damlasında boğuluruz, isyan ederiz, kızarız, güleriz, ağlarız,
denge
unsurumuz bozulur, dengeyi buluruz. Sahi hangimiz tek çizgi
üzerinde
yürüdük yaşam boyu? Bu mümkün mü?
Sizin
sevinciniz daima benim ruhumun inci taneleri olsun, ama kimsenin
(ben
dahil) kederi bir başkasına kapı olmasın.
Leon
(Batu), dehşet yetenekli bir yazardı, onun öykülerinde farklı bir
"şey"
vardı.
Nihai
kararı ben değil, edebiyat tarihimiz verecek. Ama nasıl?
Şöyle:
Benim
ve birkaç dostun bilgisi dahilinde olanı yazacağım:
Defter
çok uzun zamandır bu konu için uğraş veriyor, defterden bazı
dostlarla
dostlukları farklı bir istikametteydi, benimle her ne kadar
açık
ve de ara sıra samimice küfür edecek düzeyde bir ilişkisi vardı,
onlarla
hep "smokinli" beyefendi durumundaydı (nur içinde yat Leon, ne
çok
güldük beraber). Ailesiyle bir diyaloğumuz yok üzülerek, bir abisi
var,
defter facebook'ta olduğu zamanlar arada hal hatır sorulurdu
karşılıklı,
şimdi o da yok.
Kendi
yazı ambarında (yaşadığı evler, kullandığı bilgisaylar vs...) ne
vardı
bilmiyoruz, bir ilgiliye ulaşmamız da mümkün değil, onun için
defter
kendi terekesini alt üst etti, virgülüne kadar çekti çıkardı,
bu
çok zahmetli ve uzun zaman-mesai alan iş için, kılı kırka değil
bine
yarar dikkati ve titizliğiyle o can "dosta" (hepiniz kim olduğumu
bilirsiniz, kendi istemedi ben de adını yazmıyorum) teşekkürü borç bilirim,
hepimiz
adına (özellikle adının dillendirmesi istemediği için
yazmadım),
keza Ziya'nın deftere bıraktığı mirası için de aynı emeğin
daha
fazlasını harcadı. Bu işler kolay değil, sabır ister, çokca zaman
ister,
düzen ister. Hem binlerce ama binlerce yazı arasında çekip
çıkarıyorsun,
resmen samanlıkta iğne arar gibi.
Bir
nihai karar verilir, tek tek defter sayfalarına mı aktarılsınlar,
yoksa
bölümler şeklinde "E-Book" olarak mı.
Rengi
Amberle, kahve kokusu arasında gidip gelen anılardan bir anı
olsun
istedim bu mektubun. Batu'yu (Leon'u anarak).
Hu
ya medet
muhabbetle,
Sufi.
Aralık 13, 2019