Borges Defteri:Edebiyat-Plastik Sanatlar-Sinema- Müzik Eksenlidir...



Alıştırma Nesneleri..// Negar Azimi-Çevirisi: Samet Köse



The New York Times Dergisinin 1 Kasım sayısında, Bidoun Dergisi editörlerinden Negar Azimi ımzali güzel bir yazı çıktı. Nobel Laureate yazarımız Orhan Pamuk'un içdünyasına ve nesnelerle bağına dair içgörü sunuyor..// Samet Köse


Alıştırma Nesneleri




Acaba hangisi daha önce ortaya çıktı -- Orhan Pamuk'un müzesi mi yoksa onun yeni romanı, 'Masumiyet Müzesi' mi?

Negar Azimi

İstanbul'un, sıcak, güneşli bir yaz gününde romancı Orhan Pamuk, yazarlara özgü
çalışma dolu tahtı, sandalyesinde arkaya doğru yaslandı ve pencereden dışarıya baktı. Boğaziçi, Marmara Denizi ve Haliç'in birbirine kavuştuğu ve turkuvazın mükemmel bir karışımı olarak ortaya çıkardığı kusursuz manzaraya gözlerini iyice alıştırmıştı. Bugün, depresif olduğunu söylüyordu. "Ben, bir yazarım. Yazmam gereken
kitaplarım var. Ben, ne diye bir müze inşa etmeye kalkışıyorum?" O sırada yakından geçmekte olan bir gemiden gelen folklorik müzikle boğulmaması için sesini kreşendo tarzında yükseltti. Solunda, kitap yığınlarının üzerine tünemiş, içi doldurulmuş bir kuş, yazarın konuşurken bu güzel ama bahtsız martıya hitap ettiği izlenimini
veriyordu. Odanın her tarafına Pamuk'un kurmaya çalıştığı müzenin ham maddeleri serpilmişti: tuzluklar, porselen heykelcikler, ayarsız kapı kolları, piyango biletleri ve bir ayva öğütücüsü. Türkçe büyük harflerle, "Yazarken asla nesneleri unutma" sözü biraz karşısında sarı renkli birkağıtta yazılı duruyordu. Stresli görünüyordu. Sonbahar'da Harvard'da vermesi gereken konferansları vardı. Bir sonraki romanında hiç ilerleme katedememişti. Yeni aşkı, romancı Kiran Desai ile çıkacağı
tatili düşledi. Aşk Gemisi'nden yükselen müziği hala işitebiliyordu. Birden irkildi.

Nobel ödülü-kazanmış bir romancının, bir müze inşa etme düşüncesi 10 yıl önce yine bu kentte başlamıştı. Borges benzeri romanı "Benim Adım Kırmızı" ile gelecek olan üne kavuşmadan önce Pamuk'un zihni, aşk acısından muzdarip Kemal adında bir genç adamın öyküsünü kurmakla meşguldü. "Masumiyetin Müzesi" kitabının coğu yerinde, tanımlayıcı biçimde ortaya çıkan hüzünlü kahramanı Kemal, tıpkı Pamuk gibi,kentsoylu bir İstanbul ailesinin çocuğuydu. Kendisinden daha yoksul, uzaktan akrabalığı olan, güzellik yarışmasına katılmış Fusun'a aşık olmuştu. Bu noktadan itibaren Pamuk bize saplantı ve sosyal sınıfın antropolojik bir portresini andıran onlarca yıl sürecek bir kayıp öyküsünü ve yazarı Orhan Pamuk olduğu için Doğu ve Batı hakkındaki
düşünceleri aktarmada rehberlik ediyor. Romanın sonunda Kemal, Fusun'la ilişkilendirdiği nesneleri keşişlere ait bir adama ile toplar ve onun için Masumiyet Müzesi şeklinde bir anıt diker.

Kemal gibi, Pamuk da romanının 83 bölümünün her biri için, 83 sergiyle dolduracağı bir nesneler müzesi açacak. "Son 10 yıl bu roman üzerinde çalışırken", diyor Pamuk, "Öyküyle bir yerde kesişecek günlük nesnelerle karşılaştım. Bazen de, öykü kendi içinde akıp giderken onu tutması için bir nesneyi talep ediyordu, ben de öyle yaptım. Takılıp kaldığımda, çevremdeki nesnelerden fikirler aramaya başlarım. Benim
algılarım, ya da sen, buna benim dokunaçlarım diyebilirsin, dükkan vitrinlerinden, arkadaşların evlerine, bit pazarlarına ve antika dükkanlarına dek açıktır. İşte Masumiyet Müzesi bu şeklilde ortaya çıktı. Burada gösterilen fotoğraflar, o nesnelerin yalnızca bir kısmı ve açıklayıcı başlıklar yazarla görüşmelerden alındı.

Müze gelecek yıl 19. yüzyıldan kalma dar bir binada açıldığı zaman, içeriye girişler romanda basılı olan biletle ücretsiz olacak. Her bölüm, ister '"Aşk Acısının Anatomik Bir Haritası" ya da "Babamın Ölümü" olsun Pamuk'un kısa ömürlü gösterimlerine esin verecek. Nesnelerin arasında: 4213 sigara izmariti, 237 saç beresi, 419 ulusal piyango bileti ve bir de ayva öğütücüsü yer alıyor.

Pamuk, bir öğleden sonra bana kurmakta olduğu müzeyi gösterdiğinde, birlikte en üst kata çıktık ve aşağıdaki yapı döküntülerine baktık. Yarım karanlıkta, haleti ruhiyemiz tıpkı mimaride olduğu gibi olası olana gebeydi. İyi de, Pamuk'un müzesine kimse gelecek miydi?
"Annem, benim romanlarımı hiç kimsenin okumayacağını söyler, dururdu", diyor Pamuk, "Romanlarım hiç kimsenin gitmediği müzeleri onurlandırıyor, hani sadece kendi adımlarınızı duyduğunuz müzeleri". Pamuk, yıllardır Hangzhou'da Çin Geleneksel Tıp Müzesinden, Smithfield, North Carolina'daki Ava Gardner Müzesine bu tür tuhaf
müzelerden yüzlercesini ziyaret etmiş.

Kahramanı Kemal de, 5723 müzeyi ziyaret etmiş birisi olaral çıkıyor romanında. Kemal ve Orhan'ın arasında benzerlikler, bana yazarı kızdırmakta hiç de başarısız olmayan o soruyu sordurdu. Karmaşık bir müzik aletini andıran sesini değiştirerek, yanıtı içinde saklı soruyu sordu: "Bay Pamuk, Kemal siz misiniz? Yeter artık. Hayır, ben Kemal değilim, ama Kemal olmadığıma sizi ikna edemem. İşte romancı olmak budur."

"Telaşlandı" sözcüğüni çaktırmadan not defterime düştüm. Sonra birden rahatladı. "Yanlış bir fikir vermek istemem", dedi. "Ben, mutluyum. Tolstoy'un okulu vardı. Başka bir yazarın dergisi, bir diğerinin film hayalleri, bir başkasının ise politikası. Bu müze, benim okulum, benim dergim, benim filmim, benim politikam. Benim bir parçam"

Türkçesi: Samet Köse


ANAHTARLAR
Anahtar sıradan bir nesnedir. Müzemin, bir kenti kent yapan sıradan şeylerle, alçakgönüllülükle doldurulmasını isterim. Müzemin kentin müzesi olmasını, sokak haritalarından kilitlere, kapı tokmaklarına, halkın kullanımına açık telefonlardan, sis düdüklerine herşeyi kapsamasını isterim.

ÜÇ TEKERLEKLİ BİSİKLET
Romandaki iki ana karakter, uzak kuzenler olup, 1950'ler ve 1960'larda onlar çocukken, ailenin daha varlıklı olanlarının, daha az ayrıcalıklı olanlarına kullanılmış elbiselerini ve oyuncaklarını vermeleri adettendi. Bu iki kuzen, Kemal ve Fusun yıllar sonra karşılaştıkları ve birbirine aşık olduklarındanda, Fusun yıllar önce Kemal'in ailesinden hediye olarak aldığı üç tekerlekli bisikleti anımsar.

BÖCEK İLACI PÜSKÜRTÜCÜSÜ
Bu kırmızı koltukta bir böcek ilacı püskürtücüsü yer alıyor. Üzerinde Türkçe "Temiz İş" yazıyor. Tüm haşereleri, sivrisinekleri öldürür. 1950ler'de yemek masasının etrafında bile onu püskürten aileleri hatırlarım. Bunu bir dükkandan satın aldım. Rengini beğendim. Ölümü anımsatıyor bana. Hatta biraz daha primitif.

KAVANOZDA TAKMA DİŞLER
Dedelerimizin, ninelerimizin kuşağında herkesin böyle takma dişleri vardı. Hatta okulda aksi huylu yaşlı öğretmenlerin de takma dişleri vardı ve bizi azarladıkları zaman tuhaf bir ses çıkarırlardı, tüm sınıf gülerdik. Herkesin bunları satın almaya gücü yetmezdi. Büyükannem her gece yatmadan önce, adeta bir ritüel gibi, ağzından
takma dişleri çıkarır, ellerinde narince tutar, diş fırçası ve diş macunuyla onları temizler, sonra sabaha dek onları bir bardak suyun içine koyardı. Bu görüntü beni hep büyülemişti. Babam ölüm döşeğindeyken, aynı cam bardak ve aynı takma dişleri onun yatağının yanı başında da görmüştüm.

KUŞLAR
Bu romanda özdeşleşmeye çabaladığım karakterim Fusun, evliliğinde zamanını kuşları boyayarak geçiriyor. Onun gibi ben de gençliğimde ressamdım. Müzemde, Fusun'un titizlikle, bir bir boyadığı Istanbul'un ünlü kuşlarını ben kendim boyayacağım. Bu gördüğünüz, bana müzemi hazırlamada yardımcı olan içleri doldurulmuş bir martı ve karga. Arada balkonuma konan başka kargalar da, bu kuşlara bakıyorlar.

AYVA ÖĞÜTÜCÜSÜ
Bu ayva öğütücüsü, benim hakkında tam olarak bir bölüm yazdığım müstesna bir nesne. Romanı yazarken, ofisimin yakınındaki bir ucuzcu dükkanda gördüm ve onu satın almak zorunda hissettim. Türkiye'de 1980 askeri darbesinin tuhaf mirası hakkında yazmayı istiyordum. O dönemde sokağa çıkma yasakları vardı ve askerlerce durdurulmadan kentin içinde gezmeniz mümkün değildi. Bir sahnede, romanımın kahramanı Kemal, bir
kontrol noktasında durdurulduğunda cebinde bu ayva öğütücüsünü taşıyor. Bu açıkça, şüphe uyandıran bir nesne. Gecenin yarısında, hem de darbe olmuşken o ayva öğütücüsünü taşımanın ne gerekçesi olabilir? Reçel yapacak olmasın?

Fotoğraflar: Olaf Blecker


"düşleri var apaydınlık.." // PAUL ELUARD



ACININ BAŞKENTİ

Gözlerinin eğrisi dolanıyor yüreğimi,
Bir raks bir dinginlik çemberi
Zamanın aylası, gece beşiği ve güvenli,
Ve eğer hiçbir şey kalmadıysa aklımda yaşadığımdan
Gözlerinin her zaman görmediğindendir beni.

Yaprakları günün ve pembe şarabın köpüğü,
Rüzgârın sazları, kokulu gülücükler
Işık dünyasını saran kanatlar,
Gökyüzü ve deniz yüklü gemiler,
Gürültü avcıları ve renk kaynakları.

Tanların kuluçka yatağından doğan kokular
Yıldızların samanı üzerinde yatan
Saflığa bağımlı gün gibi tıpkı
Dünya da bağımlıdır senin tertemiz gözlerine
Ve akar bütün kanım bakışlarında senin.

* * *

ÖLMEMEKTEN ÖLMEK


Gözkapaklarımın üzerinde ayakta duruyor
Ve saçları saçlarımın içinde
Biçimi ellerimin biçiminde
Gözlerinin rengi gözlerimin renginde
Gölgemde yitip gidiyor
Tıpkı bir taş gibi gökyüzünde.

Gözleri var her zaman açık
Ve bir an olsun uyutmaz beni.
Düşleri var apaydınlık
Güneşler buharlaştıran
Güldürür, ağlatır beni ve güldürür
Konuşturur beni söyletmeksizin tek bir söz.

Şiirler:PAUL ELUARD
Çevirisi: Özdemir İnce


Independent Literature Journal (Portal) from Turkey

***


Link:

  • FELSEFE NOTLARI
  • Image and video hosting by TinyPic
    Felsefe Notları; Akşamın sisiyle şafağın ışınları arasındaki ses. Herkes için, Kimse için !

    ***


    P.E.N/TURKEY
    Image and video hosting by TinyPic

    ***


    Enis Batur
    Image and video hosting by TinyPic
    "Benim burada durduğuma bakmayın genç yoldaşım: Burada değilim ben artık, gövdem çürümeye şimdiden başladı, ruhum uçtu ve adresini bilmediğim bir dala kondu..."-E.B

    ***


    S U F İ
    Image and video hosting by TinyPic
    ne sanıyoruz şu ömür denilen kısa sihri? 'o süzülmüş', seçilmiş aşk cevheri var ya, işte ölümsüz olarak kalacak olan ancak odur!

    ***


    Hakan İşcen
    ORNEK6 M
    "bir sabah/ ne ben, ne siyah/ göreceksin onu Alef’in aynalarında/ tefsîrsiz rüyana uyandığında..."

    ***


    ÜÇ RENK
    3 renk
    Üç Renk: renkler, düşler, farklı bir deneyim ve üretim!..

    ***


    CYBERZENARCHY
    Image and video hosting by TinyPic
    "Gerçek olduğuna inandığın şeyle beslenmen! O neredeyse ve ne zamansa, senin de orada olmaklığın..." -Şenol Erdoğan

    ***


    SubCulturia
    Image and video hosting by TinyPic
    SubCulturia:"New Media Theory Group" Projesini destekler..."

    ***


    Oğuz Atay/Arşiv
    logo
    Oğuz Atay / Arşiv

    ***


    Şair Çalışıyor/dergi arşivi
    Image and video hosting by TinyPic
    Şair Çalışıyor/Dergi Arşivi

    ***


    Şiir Penceresi
    Image and video hosting by TinyPic
    "Bir başka bakmak için..."

    ***


    Bachibouzouck/net edebiyat dergi arşivi
    Image and video hosting by TinyPic
    Bachibouzouck/net edebiyat dergi arşivi

    ***


    Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic