Borges Defteri:Edebiyat-Plastik Sanatlar-Sinema- Müzik Eksenlidir...



Kafka, Rumi, Görme/Okuma Biçimleri...


Image and video hosting by TinyPic

kafka, Rumi, Görme/Okuma Biçimleri
ve Extramücadele

Extramücadele 1997 yılında Memed Erdener’in başlattığı, hayali siparişlerle özgün yolunda ilerleyen bir güncel sanat projesi. Bu proje, toplumun içinde kök salmış ideolojik güdülenmelerin haritasını çıkaran, alternatif bir ikonografi oluşturur. Politik doğruculuğa pabuç bırakmayan ironik bir eleştiri ve belki de derinlerde saklı ütopik bir arzu. Öteki’yi bir tür farklı okuma, görme çabası…
Sanatçının 2005 tarihli Kalbimin Taa Derinlerinde çalışmasını Rumi’nin ölümsüz dizelerinden yola çıkar:

"O'nu hristiyanların haçında bulmaya çalıştım, ama orada değildi.
Hintlilerin mabedine, eski pagodalara gittim, hiç bir yerde en ufak bir izine bile rastlamadım.
Dağları, vadileri gezdim, ne doruklarda ne derinlerde bulabildim O'nu.
Mekke'ye, Kabe'ye gittim, orada da değildi.
Alimlere, filozoflara sordum,
İdraklerin ötesindeydi.
Derken kalbimin içine baktım,
Orada, yerleşmiş öylece durmaktaydı,
O, bulunabilecek başka hiç bir yerde değildi. "
Mevlana Celaleddin Rumi

Çizimde; takım elbiseli adam bir ibadet anı titizliğiyle ellerini dizleri üzerinde birleştirip, usulca önünde dikilen bir kalbi dinlemektedir. Adamın kulağındaki girişin karşılığı kablo aracılığıyla kalbe bağlanır. Burada ilk akla gelecek okuma, kişinin varoluşundaki gerçeği anlama sürecinin postmodern siborg çağında teknolojik bir ara yüzey bağlantısıyla gerçekleşebileceğidir. Teknolojik devrim sadece gündelik hayatın her alanına değil; tin’e kadar sızmıştır. O olmadan kendi iç sesimize bile vakıf olamayız.

Ama ben, ilk akla düşen okumanın fazla kolay bir ‘görme biçimi’ olduğunu söyleyeceğim. Tıpkı klasik Kafka okumalarına Deleuze&Guattari’nin getirdiği çekinceyi hatırlamanızı isteyeceğim. Tıpkı Baba’ya Mektup’un Oedipus kompleksinin en abartılı karşılığını oluşturma çabası gibi. Yada tüm yapıtının o karanlık, kapalı, boğuk, patalojik atmosferi içinde; ironiyi gizli bir silah olarak tüm iktidarlara çevirebilmesi…
Extramücadele’nin Kalbimin Taa Derinliklerinde yapıtında mutlaka bir dinleme eylemi var. Ama kişi dışarıya koyduğu yada yabancılaştırdığı kendi kalbini dinlemez. Resimdeki kişi; memur düzenliliğinde kesili saçları, bir bürokratı anımsatan düzenli gri takım elbisesi içinde dinleme vazifesini yapan bir devlet memurudur.
Deleuze’un 2. Dünya Savaşı sonrası dünyasını ‘denetleme toplumu’ olarak tanımlaması ile yola çıkıp; 1984, Cesur Yeni dünya, Biz gibi bilimkurgunun kara ütopyalarını anımsayalım. Ancak; oradan teknoloji, iktidarlar ve tin arasındaki çatışkıları ve Kafka’nın Ceza Sömürgesi adlı disütopya denemesini bilişselleştirebiliriz.
Böylece kolaycı cevaplardansa; karmaşık soruların puzzle’ında Extramücadele’nin etik kavramı etrafında dönen yapıtlarındaki ironiyi okuyabiliriz. Yada Rumi’nin dizelerindeki çağrıya uyarak, sessizliğin melodisini içselleştirebiliriz.


Yazarı: Bay Perşembe (R.A)



Kafka, Habermas,Post Sekülar Bunalım / Sufi.



Defter’in iyi yazarlarından Naime Erlaçin dostun bir şiirini sizlerle paylaşacağım, sonra bu şiir neden beni Prag ve Kafka’ya sürükledi, onu anlatmaya çalışacağım.

Dava şiirini tekrar okurken, insanoğlunu düşündüm, dış dünya tarafından baskı altında tutulunca, kurtuluşu hep bu dünya ile arasına bir uzaklık koymakta bulur.
Bu mesafeden bakıldıkça korkunç olan, gülünç niteliğiyle görünür.
"Sancı alegorisi!", insanlığın trajedisini şiir ufuklarına taşıyor, Marx'ın umduğunun tersine, insanlık artık gülünç bir biçimde, neşeli diyemem ama sanırım şaşkın biçimde dillere destan görkemli geçmişine veda edecek.
Ön planda ve aralarında hiç boşluk bırakılmaksızın bağlanmış görünümler, açıkça dile getirilmiş düşünce ve duygular, rahat ve gerilimden uzak bir atmosfer içinde.

Kafka'yı anımsamak..
O kafka ki insanoğlunun eylemlerinin saydam ve yetkin olmayışından ötürü duyduğu tüm hüzne karşın, yıkılması olanaksız gerçeklerin bulunduğuna da inanmaktaydı. Geçen günlerde Karşı Sanat Galerisinde meğer bir toplantı yapılmış, “Çöl Cinleri Sanat Kolektifi”nin düzenlediği etkinliğin konusu Kafka ve bir sergiyi okumak üzerine idi, üzülerek, hayıflanarak işleri göremedim, oysa İstanbul’da olsaydım birkaç saatimi bu işe ayırırdım, gider sindirmeye çalışırdım yapıtları, verilen emekleri, uykusuz kalınan gecelerin ıstırabına dokunurdum yani izleyen açısından o en kolay işi yapardım, sizler ki bu etkinliklere iki adım mesafede duruyorsunuz neden bunca umarsız, vurdum duymaz bakar, bakar ,bakar geçersiniz diye de asla sorgulamam, hem bana ne, hem kimim ki, Ressam Tuncay Takmaz’ın bu gibi konularda bazen haklı itirazını, uyarısını düşünüyorum, pek de haksız sayılmaz. Değil mi? Birileri uykusuz kalmışsa, şiir, öykü, roman yazmış, resim, sanatsal düzenleme yapmış, yazı yazmış bir “şey” çıkarmış ortaya, yoktan var etmişse o telaşın yanıtı “Bize ne” olmamalıdır böyle dediğimiz an şu gök kubbe üzerimize çöker, ağırlığı dayanılmazdır dostlarım.. Sözüm o ki benim de çok geç haberim oldu, jm, cemil dostun(defter ve cey sanat dergisinden zevkle takip ettiğim ve emin “ellerin” emanetçisi değerli dostumuz) bir de bir kişi daha aralarına katılmış ve saatlerce Karşı Sanat’ta Kafka’yı ve işleri tartışmışlar ama mektubundan anladığım kadarıyla “birilerinin” “özgüven” yoksunluğu bes+ belli ki onu tedirgin etmiş, hani o Kafa’yı olduğu gibi anlamaktan aciz ve sadece Batı’nın düşünce sistemiyle beyin tabaklarını resmen “yemiş+bitirmiş” tahakkümcü zihniyetlerin estirdiği tedirginlik rüzgarları beni de tedirgin eder elbet ki, açıkçası bu noktada jm’ye katılıyorum o alışık olduğumuz “tayfaların” kuru, yer yer donanımsız Batı hayranlıkları ve safça aldanışları eninde sonunda duvara “toslayacak” ama ne zaman? Bunca zaman Habermas diye diye kafamızı ütülediniz, ne oldu Sr. & Senora? Üzücü ağır felsefi içsel bunalımda çırpınıyor bay Habermas şu günlerde! Hiç haberiniz var mı? Hantington’un sözde kuramsal safsa(LA)talarını, ve kurnazca önerdiği “medeniyetler diyalogu”nu ki sadece “ezenden” yanadır o diyalog, anlarım; ama Habermas en azından yayılmacı düşünce sisteminden uzak çilekeş bir “müteffekirdir” varsın bugünlerde bunalımda olsun ama her üç yazılarının ikisinde Habermas’ı mastar seçen dostların bugünlerdeki tuhaf sessizlikleri beni
düşündürüyor.
O dostlarımız neden bunca sus+pus olmuşlar, neden çıkıp hiç savunmazlar artık Habermas’larını? Eğer felsefeyi “içinden çıkılmaz sürece” indirirsek ne olur acaba? Gözün aydın felsefe mi diyeceğiz? Vallahi de billahi de yine Jm. haklı çıktı onun hakkında, onun (Habrmas’ın) post sekülar dönemin çok belirgin geçişleri konusundaki ciddi metodolojik açmazlarından söz etmişti bir ara ve Avrupa’nın birkaç ülkesi dışındaki neredeyse tümünde geçerli olan bir olguya dikkat çekmişti, yeni Papa hazretlerinin de bu sürece hız kattığı kanaati de yersiz değil, ama beni en çok şaşırtan olay ki bunu da jm’den öğrendim yeni Papa’nın temel felsefi ekol ve “öğrenim kodları Heidegger geleneği üzerindenmiş” yani bugünlerde onun çıkışlarındaki kimi ırkçı eğilimlerini eski ustasında (Heidegger) ve SS tutkusunda aramalıyız. Çok isterim konuyu( + Habermas’ın içine düştüğü felsefi çıkmazları+) detaylıca kendisi defterle paylaşsın.
Sonra birileri bir yerlerde otursunlar ahkamlar keserek, toplama, çıkarıma, çarpma fermanı çıkarsınlar.( felsefenin kulağı var, sır saklamıyor) Nedenmiş efendim? Türkçe bu işlere elverişli dil değil+miş! “Efendim”? Pardon? Neden miş o? Diye de bir Allahın kulundan gık, itiraz sesi bile çıkmıyor. İki sene önceydi sanırım jm, Murat Gülsoy’un bir kitabı hakkındaki o uzun irdeleme yazsında (defter arşivinde mevcuttur birçok arkadaş o yazıyı okudular, hatırlarlar belki) Nietzsche’nin Türk-Türkçe yazını hakkındaki görüşlerini aktarmıştı, demek ki ta o yıllarda Nietzsche gibi bir düşünür bile Türkçe’ye ve bu dilin üretimine duyarsız değildi, oysa birde bizim “ukalalara” ve kendilerini “kem” görme hastalığına sürüklemiş dostlara bakar mısınız?
Neden bu dil ve bu “coğrafyalardan” bir Dostoyevski veya Kafka yorumu gelmezmiş? ( ama yorumdan, eleştiriden söz ediyorum, öyle Orhan Pamuk gibi Dostoyevski kitaplarının son baskılarına bir nevi satış kaygısıyla konulan Pamuk’un kaleme aldığı ön söz niteliğindeki o orta okul ders kitapları tanıtım yazılarından söz etmiyorum! Hele ki Nobel ödülü geldikten sonra derhal o yazıları kitaplardan geri çekmeli diye düşünüyorum çünkü biraz “vasat” kalıyor o yazılar, ve elbet ki bu benim görüşümdür yayıncılar ne düşünürler bilemem, ama söz konusu olan yazar Dostoyevski ise 1 dakka bayım derim hiç çekinmem! ).
Buyurun işte okuyun Dostoyevski yorumu önünüzde duruyor, nasıl oluyor+muş peki? Çaba harcayınca, çileye katlanınca oluyor( borges defterinde çıkan Dostoyevski irdelemesinden söz ediyorum)
Biraz süre tanıyın Kafka için daha da üst bakışlı yazılar okuyacaksınız defter “yayınlarda”!
Eğer gelmiş geçmiş en büyük yazar( Kafka) söz konusu ise bu defterin söyleyeceği çok sözü var, bundan emin olabilirsiniz.

Kafka onca şeyi sadece sözcüklerle değil yaşamı boyunca sürdürdüğü tutumuyla dile getirdi.
Arkadaşı Max Brod'a der ki: "Son hedefimin ne olduğunu kendime sorduğumda, aslında iyi bir insan olup yüce bir yargı makamının buyruklarına uymaya çabalamadığım, tam tersine, insanların temel seçimlerini, isteklerini ve ahlak ideallerini öğrenmek, sonra da herkesin benden hoşnut olacağı bir konuma doğru kendimi olabildiğince geliştirmek istediğim çıkıyor ortaya”.
“Prag yakamı bırakmıyor.. bu kentin pençeleri var” diyordu, bir kentin pençelerine tutkuyla sarılmak güzeldir, benim de buna benzer tutkularım var, ama “hoşnutluk” duygusu insanın ruhunu tırtıklıyor durmadan. Ne de olsa cennetten kovulmuş bir kavmin torunlarıyız.
Keşke insanlık Kafka gibi gözü açık düş görebilse.
“Dönüşümü” tekrar okumalıyım, Canetti olmak üzere, birçok büyük yazar en çok bu yapıttan etkilendiler. Konusu, anlatımı mükemmeldir.
Dönüşüm’ün baş kişisi Gregor Samsa ile tekrar düş görmekte yarar var.
Özellikle şimdiki zamanda ve ben en çok Rice’ın tamamen sorumsuzluk ilkesine dayanan o makamından istifa etmeden ve siyaset bilimi Prof. olarak kendi kürsüsüne dönmeden önce bir böceğe dönüşerek Bağdat sokarlında gezmesini isterdim, hani geçen hafta itiraf etti ya “Hata yaptık”!
Böcekler sürüsünün hatası tam 655.000 kişinin hayatına mal olur muş! Haşere mi demeliyiz bunlara Bay K?(Kafka)+ Ne dersiniz? Böcek demekle bu “yaratıkları” edebi biçimde şereflendirmeyelim.
Galiba toplumca doğruluğun gelişimi hatta sürekli gelişimi meselelerinde ciddi tıkanıklıklarımız var.
Kafka ise o “dönüşüm”de bugünün hayvan sürülerini anlatıyor, insanlıktan nasibini almamış başka bir türe dönüşmüş yaratıklardan.
Victor Hugo’nun grotesk diye tanımladığı bir birleşim söz konusudur içinde can çekiştiğimiz zaman veya la mekan olanın birleşimi.
Gülünçlüğün sınırı yüce’nin değil, korkunç olanın yanı başında başlar, korkunç ile gülüncün oluşturduğu birleşim.

Dostumun “maymun” olarak açıkladığı var oluşlar toplamı! Ben Şempanze beyni taşıyan bir insanın bir düğmeye basmakla bütün bir uygarlığın ortadan kaldırma olasılığını düşünüyorum sevgili Kafka.
Araç ile amaç arasındaki üzgün bağıntının bu tür tersine dönüşmesi, düşünülebilecek en rezil öğeyi içermektedir.

Sn. Şempanzelerim, dünya efendileri, siz aklı başında “gibi” görünüyorsunuz, ama galiba düpedüz delisiniz! Diyorum.
Odamın sakin köşesinden Kafka gülüyor,”aklı başında bir deli” her zaman daha iyi prim yapar sevgili Sufi, diye yanıt veriyor.

Selam,
Muhabbetle

Sufi.



Güzel İnsan, yazıyı, kalem hürmetini ciddiye alan
sessizler yurdunun iyi Şairi N.Erlaçin'in
“Dava” adlı şiirini( Kafka üzerine tekrar düşünmeme vesile olan şiir)
sevgili defter okurlarıyla paylaşıyorum, sözüm vardı, ama dönülmez sandığım yoldan kayıp zerrelerimi ancak toparlıyorum..hoş görün lütfen.
#FFFFFF


…Dava…
vaattir ıssızlığı gecenin…
bu obadan
bir göçer süzülür
aşktan konuşana
'kartal'
acıya üryan
karşıtını arar
sözün çaldığı saatte
-dilde
alegorik bir sancı-
göğüne dalar
satır aralarından
tende gizlidir yanıtlar
tinde sur
sudaki diken
sorular

kadim günahlar
tanık yazılır
dirimden sayarlar insancıl ölümleri
gök kubbe altında
kekre bir ağıt
geçmişi sorgular

ah K a f k a !
içe açılan her kapı “dava”
her dava sır dolabı
:
lâmekân!
…hüzün dağından bir gezgin gelir
…gelir de geçer bu obadan…
Şiir: Naime Erlaçin

#FFFFFF
o#FFFFFF


İçeriden Bir Yayın / Cemil Atik


Image and video hosting by TinyPic
Ölüm, bütün gösterişine rağmen dünyayı boşa çıkartmayı başaran bir sonuç... Tüm sonuçları '' son '' olarak görmenin yanılgısıyla nesiller devirdiğimiz gerçeği, şu cümleye dayanıyor; '' önemli olan, gözlerinin gördüğüne kalbini inandırmak ''. Bu çok mu sade, deneyin bakalım...

'' Hakikat '' bu nedenle bir varoluşu gereksinir, içerir. Bu tip varoluşsa, bir amacı, felsefeyi gerektirir. Yani bir sonuca, paradigmaya arzuyla bağlanır. Sonuca duyulan, kimilerinde bir ölüm-kalım tutuşmasına dönüşen bu gösterişli inanç, çok erken bir stresin göstergesi de olabilir... Eskatolojik bir tını taşımaması gayretiyle, '' tarihin '' akışına, en kaba '' bilimsel '' testlerin sahası savaş alanlarından, en yumuşak '' sosyolojik '' saldırı ürünlerinin sunulduğu kültür emperyalizmine dek geniş bir seçenekte müdahil olanların, kabülde direndikleri gerçek hep gözlerinin önündeydi; tinin bir tarihi vardır...

Tin, ( ruh değil ) dışavurumunu inanç felsefesi alanının içinde, tarihsel dini kurumlarıyla hep göstermişti üstelik... Soyut alanın sömürüsü konusunu da içeren, ağrı eşiği gittikçe yükselen bir eğri.

Tin, uzantısının hedefini taşıyan, kendi devrimini gerçekleştirmeye, şartlar ne olursa olsun(!) sonuca varmaya kilitlendiğinde, beden, toplum, '' dış '' dünya zorbalığıyla unutturulur adeta... Koşulların ( tüm tarihsel gerekçeleri ve argümanları kapsayan ), insan tinini zorladığı dönemeçlere tarihlenen bütün olay örgülerinin karakteristiği böyledir. Adli vakalara kadar düşen politik cinayetleri '' amacı çekirdeğinde yüklü '' siyaset-felsefe yönetimlerinin beceriksizliğiyle açıklamak ne yazık ki, birçok tarihi olaya uymaktadır.

Jm. bir '' alacakaranlık '' sohbette, yaprakların içeriyi, özü bir arıya bile sakındığı zamanlardan sözetmişti. Eğer bu yöntem, '' pasifist '' de olsa bir '' hakikat '' arama değilse, en azından iki yanlışın bir doğru etmediği vakalarda, tinin bir soluklanması olarak kabül görsün... Bu kadarına da birilerinin hakkı olsun. Bu yazıyı kaleme alan ismin, jm.'nin, Kafka'nın ve buralarda kalp vuran diğer insanların bu tefekkür seçeneklerine '' ak-tivistler '' tarafından burun bükülmesinin '' önemi '' yeterince tartışılmış durumda.

...'' Yegane '' akılcı, pozitivist ve iddiasında sebatkar ne çok Vatikan var...


Cemil Atik


Independent Literature Journal (Portal) from Turkey

***


Link:

  • FELSEFE NOTLARI
  • Image and video hosting by TinyPic
    Felsefe Notları; Akşamın sisiyle şafağın ışınları arasındaki ses. Herkes için, Kimse için !

    ***


    P.E.N/TURKEY
    Image and video hosting by TinyPic

    ***


    Enis Batur
    Image and video hosting by TinyPic
    "Benim burada durduğuma bakmayın genç yoldaşım: Burada değilim ben artık, gövdem çürümeye şimdiden başladı, ruhum uçtu ve adresini bilmediğim bir dala kondu..."-E.B

    ***


    S U F İ
    Image and video hosting by TinyPic
    ne sanıyoruz şu ömür denilen kısa sihri? 'o süzülmüş', seçilmiş aşk cevheri var ya, işte ölümsüz olarak kalacak olan ancak odur!

    ***


    Hakan İşcen
    ORNEK6 M
    "bir sabah/ ne ben, ne siyah/ göreceksin onu Alef’in aynalarında/ tefsîrsiz rüyana uyandığında..."

    ***


    ÜÇ RENK
    3 renk
    Üç Renk: renkler, düşler, farklı bir deneyim ve üretim!..

    ***


    CYBERZENARCHY
    Image and video hosting by TinyPic
    "Gerçek olduğuna inandığın şeyle beslenmen! O neredeyse ve ne zamansa, senin de orada olmaklığın..." -Şenol Erdoğan

    ***


    SubCulturia
    Image and video hosting by TinyPic
    SubCulturia:"New Media Theory Group" Projesini destekler..."

    ***


    Oğuz Atay/Arşiv
    logo
    Oğuz Atay / Arşiv

    ***


    Şair Çalışıyor/dergi arşivi
    Image and video hosting by TinyPic
    Şair Çalışıyor/Dergi Arşivi

    ***


    Şiir Penceresi
    Image and video hosting by TinyPic
    "Bir başka bakmak için..."

    ***


    Bachibouzouck/net edebiyat dergi arşivi
    Image and video hosting by TinyPic
    Bachibouzouck/net edebiyat dergi arşivi

    ***


    Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic